reza-zarrap

Yegâne Güley – Sarraf Davası’nda Durum/Beklenenler

125327

17-25 Aralık yolsuzluk soruşturması ve akabindeki davanın en önemli sanıklarının başında gelen İran uyruklu Reza Zarrab’ın Manhattan, New Yort’ta yargılaması devam ediyor.

Bilindiği üzere 16 Haziran’da kefalet için yapılan önduruşma sonrası Yargıç Berman Zarrab’ın 50 milyon dolarlık kefalet talebini reddetmişti, ve Zarrab’ın tutuklu yargılanması yönünde New York Güney Bölge Mahkemesi’nden karar çıkmıştı.  Son haftalarda ise davada çok önemli gelişmeler yaşandı.

“Rüya Savunma Takımı”

Reza Zarrab, kefalet talebinin aleyhine sonuçlanmasından sonra savunma ekibini genişletti ve aralarında Türkiye Cumhuriyet’inin uluslararası finans piyasalarına bono satışı ve  alt yapı projelerin içinde hukuk müşavirlik hizmetleri aldığı Clifford Chance gibi dünyanın en büyük hukuk firmalarının ortaklarının da dahil olduğu , en iyilerin en iyilerinden oluşan, New York Times gazetesinin tabiri ile “rüya savunma takımı” kurdu.

Bu rüya takımında dünyaca ünlü,  çok büyük hukuk firmalarının ortaklarının yanı sıra daha önce George W. Bush gibi sağcı Cumhuriyetçi yönetimler döneminde  Adalet Bakanı Yardımcılığı yapmış ve ABD Yüksek Mahkemesi’nde ABD adına en çok davada savunma yapması ile bilinen Paul D. Clement gibi isimler de yerlerini aldı. Diğer bir terimle ABD Yüksek Mahkemesi’nde Birleşik Devletler “davalı” yada “davacı” konumunda iken avukatlığını yapmış  olan Paul D. Clement, ve yine eski Adalet Bakan Yardımcısı Viet D. Dinh gibi isimler savunma ekibine dahil edildi. Ayrıca, daha önce Zarrab’ın yargılanmakta olduğu New York Güney Bölge savcılığı yapmış olan Christine H.Chung ve Edward O’Callaghan’da  “rüya takımında”. Yani, Reza Zarrab’ı mahkemede yalnızca yargılandığı mahkemenin eski savcıları savunmakla kalmayacak aynı zamanda bir zamanlar ADB’nin baş avukatlığını yapmış ünlü hukukçularca da temsil edilecek.

“Davanın Tümden Reddi” talebi

2 Haziran’da yapılan kefalet önduruşmasında Zarrab’ın avukatı Benjamin Brafman’ın kısaca sözlü olarak dile getirdiği “Davanın Tümden Reddi” ve usulsüz elde edildi iddiası ile “iPhone’dan elde edilen delillerin karartılması” talepleri, davanın takviminde kararlaştırıldığı şekilde Reza Zarrab’ın savunma takımı tarafından 18 Temmuz’da yazılı olarak yapıldı.

Zarrab’ın avukatlarının iddiasına göre “Davanın Tümden Reddi” gerekiyor çünkü Reza Zarrab Birleşik Devletler vatandaşı olmadığı gibi aralarında para transferi gerçekleşen şirketlerinin de ABD ile hiç bir bağı ve ilişiği yok.  İlgili kanun Iran İşlemler ve Yaptırımlar Yönetmeliği, Madde 204’e göre yönetmelik yabancılar tarafından gerçekleştirilen yabancı işlemlere uygulanmaz, ve yalnızca “ABD’den veya ABD’li bir  kişi tarafından” İran’a ihraç veya yeniden ihraç edilen mallara ve servise uygulanabilir hükmünü içermekte.  Zarrab’ın avukatlarının iddiasına göre ihlal ettiği öne sürülen işlemler yabancı ülke çıkışlı  ve iki yabancı kişi arasında – ABD’den geçmesi tesadüfi – ve daha da önemlisi, Zarrab’ın avukatlarına göre, Kongre ilgili Yönetmeliği çıkarırken İddianamede öne sürüldüğü şekilde geniş kapsamı olmasını isteseydi net bir dille bunu yönetmeliğe koyardı. Ayrıca, Zarrab’ın avukatlarına göre, ilgili yönetmelikte, yönetmeliğin yabancı kişiler tarafından yabancı işlemleri de kapsaması gerektiğine dair herhangi  bir ibare bulunmamakta.

Diğer ABD’yi dolandırma, kara para aklama  ve banka dolandırıcılığı suçlarının işlendiği  iddiasını da kabul etmiyor “rüya savunma takımı” ve Yabancı Varlık Kontrol Bürosu’nun regülasyonlarından kaçarak dolandırdığı suçlamasını “saçma” olarak değerlendirmişler.

Savcı Bharara “Davanın Tümden Reddi” talebine karşı verdiği dilekçede Reza Zarrab’ın işlemlerinin savunmanın ileri sürdüğü gibi “tesadüfi” olmadığını belirterek  Zarrab’ın sistematik olarak ABD bankaları üzerinden Iran şirketleri lehine ambargoyu etkisiz hale getirmek için finansal transferler gerçekleştirdiğini ve bunun en önemli delili olarak da “ekonomik cihat” vurgusunun da yapıldığı Zaarab’ın imzası için Zarrab’a e-posta ile gelen Farsca yazılmış, imzasız mektubun içeriğini tekrarlıyor:

“Yaptırımlara karşı oynayan Asıl Lider (Ayatollah Khamenei) ve Markazi Bank’ın (Iran Merkez Bankası) itibarlı resmi görevlileri ve çalışanlarının rolü, yaptırımları akıllıca etkisiz hale getirmek ve hatta bu yaptırımları özel yöntemler kullanarak fırsata çevirmekti. Eğilimin yoğunlaştırmaya doğru hareket ettiği ve yaptırımların arttığı bir sır değildi ve İran İslami Devrimi öncü lideri Ekonomik Cihad yılı olarak ilan ettiğinden ötürü, yarım yüz yıllık döviz alım-satımında deneyimi olan ve Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri, Rusya ve Azerbeycan’da şube açan, Zarrab ailesi, anti-yaptırım politikalarına karşı para ve döviz alım-satımında her türlü işbirliğine katılma niyetlerini açıklamasını bizim ulusal ve ahlaki görevimiz olarak addetmekteydi. İslami İran’ın gayretli çocuklarının çabalarının ve işbirliğinin bütün uluslararası ve finansman alanlarda değerli ülkemizin gelişimini yükselen bir artış olarak sonuçlandırmasını ummaktayız.”

Reza Zarrab’ın ne yaptığını ve nasıl yaptığını çok iyi bildiğine dair bu mektup delili ile “tesadüfi” ABD üzerinden para transferi argümanını, Zarrab’ın ana savunma tezini savcılık makamı çürütüyor. Her ne kadar bu imza için Zarrab’a gönderilmiş mektup suçun itirafı niteliğinde olsa dahi, Zarrab’ın avukatları bir e-postaya eklenmiş bu taslak mektubun Farsça yazılı olmasından dolayı Zarrab’ın okuyamadığını dolayısıyla içeriğini de anlamadığını, her halükarda okuduğuna dair dahi bir gösterge olmadığını, ve her e-posta kutusuna  gelen e-postadan sorumlu tutulamayacağını ileri sürmekteler.

“iPhone’dan elde edilen delillerin karartılması” Talebi

Havaalanı’nda pasaport / gümrük kontrolü sırasında el konulan iPhone telefonundan elde edilen (fotoğraf, WhattApps mesajları vs) delillerin karartılması talebini de 18 Temmuz’da yazılı olarak mahkemeye sundu Zarrab’ın avukatları.

Miami Havaalanı’nda gümrük / pasaport kontrol memurları tarafından ilk  alıkoyulduğunda, Zarrab’ a iPhone’nun şifresi soruluyor ve oda şifreyi görevliler ile paylaşıyor. Şifreyi paylaşmasa telefonun içeriğindeki delillere ulaşılamazdı, göz altında olduğu söylenmeden, Miranda hakları hatırlatılmadan  şifresi elde edildiği için iPhone dan elde deliller hukuksuz  ve usul hatası yapılarak elde edildiği için, şifresini vermek zorunda olmadığı halde göz altında olduğunu bilmediği için verdiğinden dolayı aslında onayı olmadan telefonundan delil elde edildiği için, mahkemede kullanılamayacağı” iddia ediliyor.

Zarrab’ın bu talebinde haklı olabilir ama Savcı Bharara şifre olmasa dahi hackerlar aracılığı ile telefonun kırdırılıp elde edilen delilere ulaşabileceklerini, şifre paylaşımının yalnızca savcılık makamına zaman kazandırdığını belirterek bu konunun Yargıç önünde mahkemede görüşülmesine dahi gerek olmadan reddedilmesi gerektiğini ileri sürdü.

Yargıç Berman’da 6 Eylül önduruşmasına gelirken taraflara hazırlıklı olmaları gereken hususları hatırlattığı kararında “delillerin mecburi keşfi” söz konusu olduğu için mahkeme de bunun görüşülüp görüşülmemesine gerek var mı düşünülmesini istedi.

Eski Yabancı Varlık Kontrolü Bürosu (“OFAC”) Genel Müdürü  – Bilirkişi

Cevaba cevap dilekçeleri sonrası 6 Eylül “iddianamenin tümden reddi” önduruşması beklenirken 23 Ağustos’ta Reza Zarrab’ın avukatları davanın jürili duruşmalar aşamasına geçtiği takdirde bilirkişi olarak atayacakları uzmanı, R. Richard Newcomb,  ve hangi yönde görüş beyan edeceğini Savcılık makamına ve “kızım sana söylüyorum gelinim sen işit” diyerek Yargıç Berman’a bildirdiler.

R. Richard Newcomb, 1987 -2004 arasında Hazine Bakanlığı’na bağlı olan Yabancı Varlık Kontrolü Bürosu Genel Müdürlüğü yapmış ve o dönemde Iranlı İşlemler Yönetmeliği (“ITS”) şimdi ki adı İranlı İşlemler ve  Yaptırımlar  Yönetmeliği (ITSR)’ni  geliştiren ve uygulamaya koyan kişi.

Richard Newcomb’ın “geliştirip uygulamaya koyduğu, ve uygulamasını denetlediği İranlı İşlemler ve Yaptırımlar Yönetmeliği’nin, Madde 203 ve 204 dahil, Reza Zarrab gibi ABD dışında hareket eden, Birleşik Devletler vatandaşı olmayan,  kişisel, yabancı banka müşterilerini kapsamadığı” görüşünde olduğu bilgisi Savcılık makamı ve dolayısıyla mahkeme ile paylaşıldı.

Bilirkişinin Zarrab lehine görüş vereceğini, yani Zarrab’ın ilhal ettiği iddia edilen yönetmeliğin hazırlanıp, çıkartılıp, yürürlüğe girmesinden ve sonrasında işleyişinden 1987 ila 2004 arasında sorumlu olan Richard Newcomb’ın  Zarrab’ın lehine bilirkişilik yapacağı savcılığa ve aslında Yargıç Berman’a bildirildi.

ABD Federal usul kanunları kapsamında tarafların dinleteceği bilirkişinin adı ve hangi yönde görüş bildireceğini karşı tarafa ve mahkemeye sunması zorunluluğu var fakat bu aşamada, jürili duruşma aşamasına geçilmeden, bilirkişinin bildirilmesine gerek olmamasına rağmen bunun yapılmasının tek amacı Yargıç Berman’ı bilgilendirmek “Davanın Tümden Reddi” kararını vermeden önce etkilemeye çalışmak ve davanın tümden reddini bu aşamada sağlamak.

Yargıcın çekilmesi (redd-î hakim) talebi

Tarafların “Davanın Tümden Reddi” ile ilgili oral argümanlarını Yargıç Berman’a sunmalarına bir hafta kala Zarrab’ın, “rüya takımı” olarak da nitelenen, savunma takımı 30 Ağustos’da bir dilekçe daha sunarak Yargıç Richard Berman’ın davadan çekilmesini (redd-i hakim) talep etti.

Zarrab’ın avukatları Yargıç Berman’ın, Mayıs 2014’de Istanbul’da katıldığı “Hukukun Üstünlüğü ve Adalet Uluslararası Sempozyumu” na Yüksek Karkın Küçük (YKK) hukuk firmasının sponsorluğunda katıldığı; YKK’ nın daha yeni ofislerinin darbe soruşturması FETÖ bağlantısı kapsamında polisçe basıldığı ve bazı ortakları için FETÖ soruşturmasından dolayı tutuklama kararı çıktığı; Mayıs 2014’de Sempozyumda “hukukun üstünlüğü” hususunda vurgularının ana temasının 17-25 Aralık soruşturma ve davası, sonrasında yargıda yapılan sistemsel ve personel değişiklileri olduğu, ve aynı sempozyum sonunda yargıç Berman’ın Today’s Zaman’a verdiği bir röportajda da yine 17-25 Aralık davasına değindiği, o davada Zarrab’ın ana sanıklardan biri olduğu ve bunu da Savcı Bharara’nın bu huzurdaki davada sıklıkla kullanmış olması bilgilerinin  “normal bilgilendirmiş makul bir gözlemcinin gözünde Yargıç Berman’ın tarafsızlığını sorgulatır” gerekçesi ile davadan çekilmesini talep ettiler.

Yargıç Berman’ın hem yönettiği panel sırasında hem de sonrasında basına verdiği demeçlerle Reza Zarrab’ın 17-15 Aralık davası hakkında önbilgiye sahip olduğunu iddia eden Zarrab’ı avukatları,  Yargıç Berman’ın “Turkiye’de Zarrab’ı yargılayanların görüşünde olduğu” nu iddia etti.

Zarrab’ın avukatlarına göre özellikle Savcılık makamının New York’taki bu dava bir çok kez Turkiye’deki 17-25 Aralık davasını gündeme getirmesi ve o davanın bazı içeriklerini argümanını desteklemek için delil olarak sunması 17-15 Aralık davası ile bu davanın sıklıkla ilişkilendirilmesi ve Yargıç Berman’ın da huzurdaki dava önüne geldiğinde Turkiye’de katıldığı sempozyumdan dolayı Zarrab’ın o davası ile ilgili önbilgiye sahip olması Yargıç Berman’ın tarafsızlığını makul gözlemcinin gözünde sorgulanır kıldığını ileri sürdü.

Basında çıkan “Zarrab Yargıcı FETÖcü yaptı” vs haberler gerçeği yansıtmıyor, Yargıç Berman hakkında böyle bir ima yok. Yalnızca 2014’de katıldığı sempozyum nedeni ile 17-25 Aralık dosyası ve sonrasında yargıda olanlar hakkında bilgisi var, Savcı da bu Türkiye dosyasını sıklıkla argümanlarını destelemek için huzurdaki davada kullanıyor, öyleyse o dosya hakkında bilgisi olan ve Zarrab’ı yargılayanlar ile aynı görüşte olduğunu İstanbul’daki sempozyumda beyan eden Yargıç Berman’ın bu davada tarafsız kalabileceği makul şüphesi oluştuğundan çekilmesini gerektiğini düşünüyoruz diyorlar.

Türkiye hükümetinin ve Erdoğan’ın 17-25 Aralık’ın bir “yargı darbesi” olarak nitelendirdiğini ve buna da “ABD’nin yardımcı olduğunu” düşündüğünü de direkt olarak belirtmişler redd-i hakim dilekçelerinde.

İlgili kanun “Eğer objektif, bilgili izleyici makul şekilde yargıcın tarafsızlığını sorgularsa, tarafsız olsa yada olmasa da çekilmesi gerekir” demekte. Tarafsız olsa dahi “görünürde tarafsız olmama ihtimali” var ise çekilmesi beklenir. Önemli olan yargı sistemine ve yargıçlara güvenin mutlak korunması. 27 Nisan’da ki duruşma kayıtlarına göre kendisi Türkiye’ye bu konferansa gittiğini belirtmiş ve tarafsızlığında herhangi bir sorun olmadığını da dile getirmişti.  Darbe girişimi sonrası YKK ile ilgili detayın ortaya çıkması ve Savcılık makamının 17-15 Aralık dosyasını sıklıkla kullanması Zarrab’ın avukatları tarafından değerlendirilmiş. Yargıcın çekilmesi ve  değişmesi, Türkiye’de olduğu gibi bir sonuç doğurması mümkün değil elbette.  Yalnızca her iyi avukat, “rüya savunma takımı” da hiç bir şeyi şansa bırakmamaya özen gösteriyor denediler.

Yargıcın çekilmesi talebine, Savcı Bharara 14 Eylül’de karşı görüşünü içeren cevabı verdi ve Zarrab’ın avukatlarının ileri sürdüğü iddiaların yersiz olduğunu ve zaten 27 Nisan’da yapılan önduruşmada Yargıç Berman’ın 2014 de bahse konu olan sempozyuma gittiğini ve oraya da yaptığı konuşmanın detaylarını bildiklerini ve Yargıç Berman’ın tarafsızlığından şüpheleri olmadığını bildirerek olası redd-i hakim haklarından feragat ettiklerini ve dava bu kadar ilerledikten sonra redd-i hakim talebinin hukuken olamayacağı karşı görüşünü verdiler. Zarrab’ın savunma ekibi büyük ölçüde aynı argümanları öne sürerek cevaba cevabı da  22 Eylül’de verdi.

29 Eylül’de Yargıç Berman Zarrab’ın “redd-i hakim” talebini reddetti. Savcı Bharara’nın da karşı görüşünde sunduğu gibi ilgili kanunlara göre redd-i hakim talebi zamanlamasının davanın başlangıcı olduğu, davada bu kadar ilerleme kaydedildikten ve hatta jürili duruşma başlangıç tarihleri (23 Ocak 2017) dahi kararlaştırıldıktan sonra ve aynı zamanda 27 Nisan’da ilk önduruşmada Zarrab’ın avukatı Brafman’ın Yargıç Berman’a “Türkiye’ye gittiğinizi ve orada yaptığınız konuşmalardan haberdarız ama bunu sizin de söylemenizi bekliyordum ve beni şaşırtmadınız, teşekkür ederim. Tarafsızlığınızdan şüphemiz yok.” şeklinde verdiği beyandan beri redd-i hakim gerektirecek bir değişiklik olmadığını, Reza Zarrab adını ilk kez 29 Mart’ta doysa tesadüfen kendisine düştüğünde duyduğunu, dolayısıyla talebin mesnetsiz olduğunu belirterek reddetti.

2014’de Yargıç Berman ve diğer ünlü hukukçu ve siyasetçilerin katılması için sponsor olan, YKK hukuk firmasının 2014 Avrupa’dan ödüller almış ve DLA Piper isimli dünyaca ünlü hukuk firmasının İstanbul ortağı olduğunu, sempozyumdan 2 yıl sonra olanların bağlantılı olamayacağını vurgulamış.

Ayrıca Yargıç Berman redd-i hakim talebini neden reddettiğini açıkladığı 26 sayfa kararında gazete yazılarının redd-i hakim taleplerini destek için kullanılamayacağını, öyle olursa finansal gücü olan herkesin medya kuruluşlarına davalarına bakan hakimler hakkında dayanaksız ve karalayıcı haber yaptırarak “hakim alışverişine” çıkabileceğini ve bundan dolayı da basında çıkan yazılara dayanarak hakimlerin davadan çekilmesinin istenemeyeceğini de çeşitli eski davalara atıf yaparak vurguladı. Kararda her ne kadar dip not olarak da olsa Hukukun Üstünlüğü ve Adalet sempozyumuna katılan onlarca dünyaca ünlü hukukçunun listesini de sıraladı Yargıç Berman.

Reza Zarrab’ın “rüya savunma takımının” Manhattan’da bulunan ABD Bölge 2. Temyiz Mahkemesi’ne 60 gün içerisinde başvurarak bu kararı temyiz edebilirler.

Redd-i hakim hususu karara bağlanmadan diğer taleplerin ele alınması mümkün olamayacağından 6 Eylül’de “davanın tümden reddi” ve “iPhone delillerinin karartılması” için yapılacak olan önduruşması iptal edilmişti.  Yargıç Berman 29 Eylül kararında, oral olarak argümanların sunulacağı 6 Eylül’de yapılması gereken ön duruşmayı 5 Ekim’de yapacağını da karara bağladı ve taraflara duyurdu.

Yukarıda değindiğimiz hususlar göz önünde bulundurulduğunda,  Reza Zarrab’ın anlaşma yoluna gitmeyeceğini, jurili duruşmalara geçileceğini, jüri tarafından suçlu bulunduğu takdirde de kararı temyiz etmesini, ve en son ABD Yüksek Mahkemesi’ne kadar bu davanın gitmesini bekleyebilir meraklı izleyiciler.

*Av Yegâne Güley, Esq.
Baro Üyelikleri: New York, ABD; Ingiltere & Galler; İngiliz Virjin Adaları, Doğu Karayipler, Istanbul, Türkiye
CHP Genel Başkan Uluslararası Hukuk Teknik Danışmanı – CHP adına Reza Zarrab’ın NewYork’ta devam eden davasını takip ediyor
24. ve 25. Dönem CHP Istanbul 3. Bölge Milletvekili Adayı

Not; Dergi baskıya girdikten davanın, yani iddianamenin tümden reddi talebine red kararı çıktı.