Türkiye Sosyal Demokrasisinin Programatik Tarihi

Ozan Can AK
MonitEye, Kurucu Ortak
ozan.ak@moniteye.com

7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara’da gerçekleşen NATO zirvesinde ABD Başkanı Donald Trump, “sosyal demokrat” nitelemesini “kulağa hoş gelen ama çok tehlikeli bir terim”şeklinde tanımlayarak sosyal demokrasi tartışmalarını yeniden dünya gündemine taşıdı. Elbette bunun ardında, New York belediye başkanlığı seçimini kazanan demokratik sosyalist aday ZohranMamdani ve Filistin’i tanıyıp Gazze’de İsrail’e açıkça karşı çıkan İspanya’nın sosyal demokrat Başbakanı Pedro Sánchez ile İran savaşı ve NATO savunma harcamaları üzerinden yaşadığı sert tartışmalar yatıyor.

Türkiye’de sosyal demokrasinin düşünsel gelişimini ortaya koymak amacıyla hazırladığım Türkiye Sosyal Demokrasisinin Programatik Tarihi adlı kitabımda, yüz yıla yayılan CHP–SHP–DSP çizgisini; “düzen değişikliği”nden “halk sektörü”ne, “ortanın solu”ndan “hakça düzen”e dek programlar, bildiriler ve belgeler ışığında izleyerek, sosyal demokrat düşüncenin Türkiye için ne ifade ettiği sorusuna yanıt aramaya çalıştım.

Türkiye Sosyal Demokrasisinin Programatik Tarihi

CHP, SHP ve DSP parti programları ve seçim bildirgeleri ışığında Türkiye’de yüz yıllık sosyal demokrat geleneğin gelişimi.

Türkiye Sosyal Demokrasisinin Programatik Tarihi, CHP, SHP ve DSP’nin program ve seçim bildirgelerini bir arada okuyarak sosyal demokrat düşüncenin Türkiye’deki yüz yıllık beyanname geleneğini bütünlüklü bir çerçeveye taşıyor. Her dönemde hangi sorunların öne çıktığını, üretilen çözümleri ve sosyal demokrat siyasetin zaman içinde nasıl dönüştüğünü karşılaştırmalı bir bakışla izledim.

Çalışmaya yön veren düşünce son derece yalın: İnsanlığın ortak değerleri ve karşılaştığı temel sorunlar büyük ölçüde evrensel ve zamansızdır. Adalet, eşitlik, özgürlük, demokrasi, emek, yoksulluk ve fırsat eşitliği gibi kavramlar tarihsel olarak biçim değiştirseler de hiçbir dönemde toplumsal ve siyasal gündemin dışına çıkmazlar. Dolayısıyla, geçmiş kuşakların aynı sorulara ürettikleri yanıtların bugün de bize söyleyecek çok sözü olduğuna inanıyorum. Sosyal demokrat düşüncenin yüz yıllık geleneğini, tarihin tozlu raflarında kalmış bir hatıra olarak değil, bugünün tartışmalarını ve yarının arayışlarını besleyen canlı bir düşünce mirası olarak görüyorum. Geleneğin asıl gücü, daha adil bir toplum idealini dile getirmekten öte, o ideali hayata geçirecek kurumlar, politikalar ve demokratik mekanizmalar üzerine ısrarla düşünmüş, çözüm üretmiş ve somut öneriler geliştirmiş olmasında yatıyor. Devraldığımız asıl miras şudur: ‘daha adil bir düzen’i sloganların ötesinde, somut kurumlarla ve halkla birlikte kurma cesareti.

Geleneğin en cesur sezgilerinden biri de şudur:

“Türkiye’de şimdiye kadar yapılan devrimlerin çoğu, daha çok üst yapı ile, yani siyasal ve yönetsel kurumlarla, örgütlenmelerle, davranışlarla ve törelerle ilgili devrimlerdir. Bunlar hiç kuşkusuz gerekliydiler. Fakat, halkın ekonomik ve sosyal durumunda köklü değişiklikler meydana getirmedikleri, alt-yapıyı bütünüyle ve yaygın olarak değiştiremedikleri için, yetersiz kalmışlardır.

Türkiye’de yapılması gereken asıl devrim, gerçek devrim, alt-yapı devrimidir. Yani, üretim ilişkilerini yeniden düzenleyen ve ekonomik güce el değiştirten devrimdir.” CHP, 1969 Seçim Bildirgesi (Düzen Değişikliği Programı)

Çalışmamın son bölümünde, sosyal demokrat birikimden hareketle mülkiyeti ve ekonomik gücü toplumun daha geniş kesimlerine yayan halkçı bir kalkınma perspektifi önerdim. Sosyal demokrat geleneğin “Halk Sektörü” fikrini, “Müşterek Düzen: 21. Yüzyıl İçin Dijital Halk Sektörü” yaklaşımıyla güncelleyerek çağımızın dijital ekonomisine ve yeni üretim ilişkilerine uygun bir çerçeve içinde yeniden kurgulamaya çalıştım.

Bu kitabın, sosyal demokrasinin Türkiye’deki serüvenine ilgi duyanlarla bugünün eşitsizlik ve demokrasi sınavları üzerine kafa yoranlar için bir buluşma zemini oluşturmasını hayal ediyorum. Görüş, eleştiri ve katkılarınızla zenginleşecek olan bu ortak çabanın, sosyal demokrat düşünceye anlamlı bir katkı sunması dileğiyle.


TÜRKİYE SOSYAL DEMOKRASİSİNİN PROGRAMATİK TARİHİ adlı çalışmanın tamamına linkten ulaşılabilir.