SODEV’in 2025 İnsan Hakları, Demokrasi, Barış ve Dayanışma Ödülü “Barikatı Aşan Gençler”e verildi. Ödül töreninde konuşan genç gençlerden biri, “Biz o gün barikatları sadece İmamoğlu’nu kurtarmak amacıyla yıkmadık.” anlamında bir açıklama yaptı. “Yaşam tarzımıza ve irademize yönelik müdahalelere karşı direnmek için harekete geçtik. Daha önce de birçok kez yaptığımız gibi, kendi değerlerimize sahip çıktık.”
Gözünü budaktan sakınmayan bu gençlere ödül verilmesi, kuşkusuz onların değerlerini onurlandırmak ve tutumlarını desteklemek anlamına geliyor. Belli ki memleketimizin, kültürümüzün, hatta insanlığın direniş geleneğine katkılarından dolayı, İstanbul Üniversitesi öğrencilerinin o simgesel mücadelesi, gençlere ödül verilmesine vesile oldu. Tam da bu nedenle, onların seçilmesi, ödülü veren anlayışı da yücelten bir tavır kabul edilmeli. Bu kararı veren jüri, net biçimde adaletten, özgürlükten ve mücadeleden yana tavır aldığını ilan etmiş oldu. Jürinin bu kararı, benzer görüşteki insanların birbirini övmesi gibi değerlendirilemez; bedelini göze alarak mücadele eden, karanlığı yırtıp atan gençlerin öncülüğünü kabul etmek ve tarihe not düşmek anlamına geliyor.
Gençler o gece barikatı aşarak, aylarca sürecek büyük direnişlerin yolunu açtılar. Belki biraz fazla iddialı bir yorumla, ülkenin en büyük partisi CHP’nin kapatılmasını engelledikleri de söylenebilir. Oysa yıllardır “apolitik” diye küçümsenen gençlerdi onlar. “Büyükleri” tarafından “Biz böyle miydik!” gibi laflar edilerek, düzenlenen etkinliklere katılmadıkları, derneklerde yer almadıkları, partide bulunmadıkları için eleştiriliyorlardı.
Belki de bu nedenledir, o gece ödül törenindeki coşkuya bir yandan da hüzün eşlik etti. Çünkü gençler, sesiz sitemsiz biçimde yaşıyorlardı güçlükleri. Ne hapisteki arkadaşlarını öne çıkarıyorlardı ne kendilerinin yalnız bırakılmalarını ne de içinde yaşadıkları yıpratıcı hayat koşullarını. Böylece, anlaşılmadığını düşünen büyüklere, “Anlaşılmadığından yakınanlar, aslında anlamak için hiç uğraşmayanlardır.” mesajını da veriyorlardı.
Sadece yasakçı devlet barikatını değil, “Şimdiki gençler…” söylemini de yıkıp geldi onlar. Bütün kuşaklarda olduğu gibi, ilerlemenin ancak geleneğe ve geçmişin birikimine sahip çıkarak, ama eskinin yöntemlerine direnerek sağlanabileceğini hatırlattılar. Milyonlarca zihinde yıllardır güçlendirilen bir barikatı, yani “Bu koşullarda bir şey yapılamaz.” görüşünü aştılar. Saraçhane, ancak onların gidişata müdahale etmesi sayesinde dolabilirdi. Böylesine tarihsel ve etkili bir müdahaleyi, ancak geçmişin hayal kırıklıklarını, ihanetlerini, yanılgılarını yaşamamış olan insanlar yapabilirdi.
Belki de eski yöntemler, eski örgütleniş biçimleri gözden geçirilmelidir. Gençlerin tutumları incelenerek, doğru zamanda nasıl doğru tavırlar alınacağını öğrenmek, hayata müdahale eden bir iradenin nasıl geliştirileceğini düşünmek gerekiyor.
Aslında “büyükler” ödül vermedi bu gençlere, onlar ödülü aldılar ve “büyüklere” görev verdiler. “Büyüklerin” görevi anlaşılmayı beklemek değil, anlamaya çalışmaktır. Küçümsemek değil, kendini sorgulamaktır. Nostaljiye yönelmek değil, yenilenmektir. Gençlerin açtığı yolda ilerlemektir. Onat Kutlar boşuna dememiş, Bahar İsyancıdır!