Vesikalik-Sezen-copy

Sunuş (21. sayı)

Sosyal Demokrat’tan

Erol KIZILELMA
erol@sosyaldemokratdergi.org

Eylül ayı kışın habercisi olduğu için biraz hüzünle karşılanır. Bu sene Eylül ayının bizi hüzünlendirmesinin başka nedenleri de var. Her yıl kutladığımız Dünya Barış Günü’nü bu sene biraz ürkerek kutluyoruz. Çünkü AKP iktidarı, Başbakan’ıyla, Dış İşleri Bakanı’yla savaşçı, militarist bir söylem tutturmuş, ülkemizi koşar adım savaşa sürüklüyor. AKP’nin toplumsal yapımızda yarattığı derin tahribata ilaveten, komşularımızla ilişkilerimizde, barış içinde geliştirmek varken yüzyıllar boyu sürecek bir düşmanlığın adımlarını atıyorlar. Bizlere de, Dünya Barış Günü’nü kutlarken, acilen yeni bir savaş karşıtı hareketi geliştirmek düşüyor.

Öte yandan, Eylül deyince hemen aklımıza gelen 12 Eylül faşist darbesinin, günümüzde AKP iktidarınca sürdürülüyor olması da ayrı bir hüzün kaynağı. 12 Eylül’ün darbeci anlayışıyla mücadele, AKP’nin baskıcı zulüm iktidarıyla mücadeleden ayrı düşünülemez. İkisi de hem geriletilmeli hem de ikisinden de hesap sorulmalı.

Dergimizin bu sayısında dosya olarak “Aleviler” konusunu çeşitli boyutlarıyla irdeledik. Çünkü tüm sorunlu konularımızda olduğu gibi, Alevilerin sorunlarıyla ilgili olarak da ne yazık ki olumlu adımlar atılamadı. Aksine, Başbakan tarafından saçılan kin ve nefret söylemiyle, toplumun farklılıkları arasında yarılmalar, düşmanlıklar geliştirilmeye devam ediliyor.

“Muhafazakar – Demokrat” AKP iktidarı döneminde, toplumsal yapımızda yüz kızartıcı olumsuzluklar yaşanıyor. Muhafazakarlığı erkek egemen toplum yapısının sürdürülmesi ve farklı düşünenler üzerinde baskı ve şiddet uygulanması olarak gören zihniyet, bu doğrultuda kindar ve dindar bir gençlik yetiştirmeyi de politikasının temeline oturtuyor. Sonuçta, kadın cinayetlerinde patlama yaşanması; baskı, korku ve şiddetin marjinal kesimler üzerinde terör estirmesi; 4+4+4 ile geleceğimizin de karartılması kaçınılmaz oluyor.

Sürekli dile getiriyoruz, bu zihniyetle, bu baskı ve zulüm iktidarıyla, bu soygun düzeniyle mücadele kimseye ihale edilemez. Bu konuda tüm ilerici, demokrat ve sol güçlerin iş ve güç birliğini geliştirmeleri, elilerini taşın altına sokmaları gerekmektedir. Tarihsel sorumluluk, bu işbirliğinden kaçınanların olacaktır.

Eylül ayı dolayısıyla, benim gençliğimi de derinden etkilemiş olan iki olayı not düşmek isterim. Bundan tam otuzdokuz yıl önce, 11 Eylül 1973’te Şili‘de, Sosyalist Allende hükümeti askeri bir darbe ile devrildi ve yerine Latin Amerika’nın en kanlı, cani, terörist-faşist Pinochet rejimi geldi. Otuziki yıl önce ise, 12 Eylül 1980’de, Türkiye’de General Evren ve arkadaşları tarafından binlerce insanımızın kaybı ile sonuçlanan bir darbe yapıldı. Bunların ikisi de aşağı yukarı aynı amaçlar için ve aynı desteklerle yapılmıştır. Bu vesileyle, darbecilerle savaşırken ölen yoldaş Allende ile 12 Eylül darbecilerince hayatlarına kastedilen binlerce yoldaşımızı sevgi ve saygı ile anıyorum.

Aydınlık yarınlar için birlikte mücadele dileğiyle…