Surveillance camera built into the stone wall of the building, close up

#SODEVMONİTÖR: Toplum Otoriteye Nasıl Bakıyor?

Ceren GÜVENÇ BOYOĞLU
Araştırma Uzmanı
ceren.guvenc@aksoyarastirma.com

Günümüzde gelişmiş demokrasilerin de dahil olduğu pek çok ülkede demokrasinin ulaştığı standartlardan geriye gidiş olduğu oldukça açık. Demokrasinin ağır aksak işlediği pek çok ülkede ise demokratikleşme yönündeki girişimler yavaşladı. Otoriter eğilimler, popülizm, ayrımcılık temelli düşünceler ve bunlara yaslanan partiler, liderler yükselişe geçti.

Bu yükselişin en önemli nedeni, özellikle son dönemde dünyanın ve insanlığın geleceğine yönelik umutların kararması. Toplumda oluşan kaygı, korku, karamsarlık ve bireylerin hissettiği güvensizlik olmama duygusu ise, tabii ki karşılaştığı sorunları çözmekte aciz kalan iktidarlar ve liderler için fırsat yaratıyor. Herkesin birbirine korku ve kuşku ile yaklaştığı, bir beşeri ortam, toplumları daha otoriter liderlere ve tek boyutlu siyaset izleyen iktidarlara sığınmaya yöneltiyor. Kutuplaştırma söylemi ile tehdit algısı yaratarak veya algıyı manipüle ederek toplumu iyiyi, haklılığı, mağduriyeti temsil eden “biz” ve kötüyü, ahlaksızlığı, adaletsizliği ifade eden “onlar” savaşına dönüştürüyor ve kazananın her şeyi kazandığı, kaybedenin her şeyi kaybettiği bir yola rahatlıkla devam edebiliyor.

Bu savaşta “onlar”dan, “öteki”den, “düşman”dan korunmak istenen bireyler ise güvenlik arayışı içinde otoriter uygulamalara onay verip rıza gösteriyorlar. Buna karşı çıkıp hakim ideolojiye uymayanlar, eleştiri getirenler, rıza göstermeyenler ise kamunun her türlü imkanı kullanılarak ağır şekilde eziliyor, bastırılıyor. Halkın yönetime katılımının alternatif biçimleri marjinalleştirilip devlete karşı bir tehdit olarak işaret ediliyor.

Biz de bu bağlamda SODEVMONİTÖR’de toplumun otoriteye bakışını veriler ışığında ölçmek istedik. Ortaya çıkan en çarpıcı sonuçlardan birine, katılımcıların yarısının hukuk düzeni yerine güçlü lideri tercih etmesiyle ulaşıyoruz.

Güçlü lider sorunu

“Ülkemizin güçlü liderlere kanunlardan ve siyasi programlardan daha çok ihtiyacı vardır.” ifadesine toplumun %50,6’sının katıldığını görmekteyiz. Toplumsal ve siyasal yaşamda bu güçlü lider arayışı, daha merkeziyetçi ve otoriter bir siyasal kültürün devam etmesine ve demokrasinin zayıflamasına neden oluyor. Toplum, ne yazık ki, kendisini korumak için gerekenin evrensel hukuku gözeten düzenlemeler yerine, güçlü liderlik olduğuna inanıyor.

Güç kullanımı sorunu

Bireyin otorite ile ilişkisini sorgularken güç kullanımı konusunu göz önüne aldığımızda ise kamu düzenin korunması uğruna silahlı güç kullanımına toplumun %45,6’sının meşru baktığını görüyoruz.

İnanç ve gelenek sorunu

Toplumun farklılıkları ve geleneksel olmayan değerleri meşru görme ve destekleme konusunda da iyi bir sınav verdiğini söyleyemiyoruz. “İnançlarımızı ve ahlaki yapımızı bitiren geleneksel olmayan değerleri zamanında yok etmezsek, günün birinde ülkemiz tehlike altına girer.’’ ifadesine katılım oranı %50,4’lere varıyor. Toplumun yalnızca %34’ü bu ifadeye katılmıyor.

AKP hükümeti yönetimindeki son 20 yılda Türkiye ortamının, toplumu ve özellikle bireyi otoriteye karşı daha itaatkar bir ruh haline soktuğunu görebiliyoruz. Toplumun bireylerinin büyük saygıyla idealize edilmiş geleneksel değerlere ve otoriteye bağlı olduğu durumlarda demokrasinin işi zor gibi görünüyor. Ancak dünya değişiyor. Eskimiş merkeziyetçi ve otoriter yönetim anlayışının sorunları çözmek yerine kendine “iç ve dış düşmanlar”, “ötekiler” yaratarak toplumun ilgisini asıl sorunlardan başka yere çekme taktiğine ne kadar devam edebileceği ise kuşkulu.

Toplum ve özellikle orta sınıf refahını hiç olmadığı kadar kaybetti ve yoksulluk gittikçe derinleşiyor. Düşman ne yazık ki artık evin içine kadar girdi.

Toplum, iş birliğinden ve uzlaşmadan elde edeceği kutuplaşmış durumda olduğundan çok daha fazla kazançlı çıkacaktır. Muhalefetin buna toplumu ikna etmesi durumunda iktidarın ayrıştırıcı, popülist söylemlerinin ne derece işe yaracağını ise yaklaşan seçimlerde göreceğiz. Bizim, demokrasinin bu süreçten güç kazanarak çıkması için toplumda ortaklığı inşa etmek için mücadele vermekten başka şansımız yok gibi.