
Bu makale, neoliberalizm ile emperyalizm arasındaki kavramsal, tarihsel ve siyasal ilişkiyi ele almaktadır. Literatürde sıklıkla birbirinin yerine kullanılan bu iki kavramın özdeş olmadığı; ancak tarihsel olarak birbirine içkin bir ilişki içinde bulunduğu savunulmaktadır. Emperyalizm, kapitalizmin küresel tahakküm ve bağımlılık rejimini ifade ederken; neoliberalizm, bu tahakkümün günümüzdeki iktisadi ve siyasal yönetim modelidir. Makale, neoliberalizmi emperyalizmin çağdaş işleyiş biçimi olarak konumlandırmakta; bu ilişkinin özellikle borçlanma, finansallaşma, özelleştirme ve yapısal uyum politikaları üzerinden nasıl kurulduğunu tartışmaktadır. Son bölümde ise bu ayrımın siyasal strateji açısından taşıdığı önem değerlendirilmektedir.
Kapitalizmin güncel krizleri, eşitsizliklerin derinleşmesi, küresel güvencesizleşme ve artan bölgesel savaşlar, emperyalizm ve neoliberalizm kavramlarını yeniden siyasal ve akademik gündemin merkezine taşımıştır. Ancak bu iki kavram, çoğu zaman analitik olarak ayrıştırılmadan, eşanlamlı biçimde kullanılmaktadır. Bu durum hem teorik netliği zayıflatmakta hem de siyasal mücadele stratejilerinin bulanıklaşmasına yol açmaktadır.
Bu çalışma, neoliberalizm ile emperyalizm arasındaki ilişkiyi üç düzlemde ele almaktadır:
(i) kavramsal ayrım,
(ii) tarihsel süreklilik,
(iii) siyasal sonuçlar.
Temel tez şudur: Neoliberalizm ve emperyalizm aynı şey değildir; neoliberalizm, emperyalizmin günümüzdeki iktisadi ve siyasal işleyiş biçimidir.
Emperyalizm: Küresel Tahakküm Rejimi
Emperyalizm kavramı, klasik biçimiyle John Atkinson Hobson (1902), Rosa Luxemburg (1913), Rudolf Hilferding (1910) ve Vladimir İlyiç Ulyanov Lenin (1916) tarafından kapitalizmin tekelci aşamasına özgü bir yayılma ve tahakküm rejimi olarak ele alınmıştır. Lenin’in tanımıyla emperyalizm, sermaye ihracına dayalı, dünya pazarının büyük güçler arasında paylaşımını hedefleyen kapitalist genişleme sürecidir.
Bu yaklaşımda emperyalizm:
-ekonomik sömürü,
-siyasal bağımlılık,
-askeri zor,
-diplomatik baskı
bütünlüğü içinde işleyen küresel bir tahakküm sistemidir.
Klasik emperyalizm:
-doğrudan işgal,
-sömürge yönetimi,
-askeri kontrol
biçimleriyle karakterize edilirken, II. Dünya Savaşı sonrası dönemde bu yapı daha karmaşık ve dolaylı biçimler kazanmıştır. Bu yeni biçimler, askeri vesayetin yanı sıra, ekonomik bağımlılık ve siyasal yönlendirme mekanizmalarını da içermektedir.
Neoliberalizm: Kapitalizmin Güncel Yönetim Rejimi
Neoliberalizm, 1970’li yıllarda Fordist-Keynesyen uzlaşının krizine yanıt olarak ortaya çıkan ve sermaye birikim sürecini yeniden yapılandırmayı hedefleyen bir iktisadi-siyasal paradigmadır. David Harvey (A Brief History of Neoliberalism, 2005: Oxford University Press.), neoliberalizmi sermaye sınıfının kaybettiği iktisadi ve siyasal gücü yeniden tesis etme projesi olarak tanımlar.
Neoliberalizmin temel özellikleri:
-devletleri küçültme,
-özelleştirme,
-deregülasyon,
-finansallaşma,
-emek piyasalarının güvencesizleştirilmesi,
-sosyal devletin tasfiyesi
şeklinde özetlenebilir.
Bu bağlamda neoliberalizm: Yalnızca bir iktisat politikası değil, aynı zamanda toplumsal ilişkilerin bütününü piyasa mantığına tabi kılan siyasal bir rejimdir. İç ekonomik tercih olmayıp, küresel sermaye düzeninin zorunlu dayatmasıdır. Yani liberalizmin “Görünmez Eli değil, neoliberalizmin Görünmez Zorudur” var olan.
Emperyalizm – Neoliberalizm İlişkisi: Süreklilik ve Dönüşüm
Emperyalizm ile neoliberalizm arasındaki ilişki, kopuş değil biçimsel dönüşüm üzerinden okunmalıdır. Klasik emperyalizm döneminde tahakküm askeri işgal ve doğrudan sömürgecilik üzerinden yürütülürken, neoliberal dönemde bu ilişki daha çok:
-borç mekanizmaları,
-finansal bağımlılık,
-ticaret rejimleri,
-uluslararası kurumlar
üzerinden tesis edilmektedir.
IMF, Dünya Bankası, WTO ve çokuluslu şirketler, günümüzde emperyal tahakkümün başlıca araçları haline gelmiştir. Bu kurumlar aracılığıyla çevre ülkeler:
-borçlandırılmakta,
-yapısal uyum programlarına zorlanmakta,
-kamu varlıkları özelleştirilmeye açılmakta,
-sosyal harcamalar kısılmaktadır.
Bu süreç, David Harvey’in ifadesiyle “mülksüzleştirme yoluyla birikim” mekanizmasının (Kamu ve özel kuruluşların servetlerini veya topraklarını ellerinden alarak servet ve gücün birkaç kişinin elinde merkezileşmesine yol açan neo liberal kapitalist politikalar) güncel biçimidir.
Dolayısıyla neoliberalizm: Emperyalizmin askeri zor yerine ekonomik zor ve yapısal bağımlılık mekanizmalarını öne çıkaran çağdaş biçimidir.
Görünür ve Görünmez Zor: Tahakkümün Dönüşen Biçimleri
Klasik emperyalizm:
-askeri işgal,
-darbe,
-açık siyasal müdahale
biçimleriyle işlerken;
Neoliberal emperyalizm:
-borçlandırma,
-finansal kırılganlık,
-özelleştirme,
-piyasa entegrasyonu
üzerinden daha dolaylı ama kalıcı bir tahakküm kurmaktadır.
Bu nedenle neoliberal dönemde: Devletler işgal edilmeden teslim alınmakta,
toplumlar savaşsız yoksullaştırılmaktadır. Bu durum, emperyalizmin ortadan kalktığı değil; daha sofistike biçimler aldığı anlamına gelmektedir.
Siyasal Sonuçlar: Stratejik Bir Ayrımın Gerekliliği
Neoliberalizm ve emperyalizmin özdeşleştirilmesi, siyasal mücadele stratejileri açısından ciddi sorunlar doğurmaktadır.
-Sadece anti-neoliberal bir çizgi, mücadeleyi iç politika sınırlarına hapseder.
-Sadece anti-emperyalist bir çizgi ise, iç sınıfsal sömürü ilişkilerini ikinci plana iter.
Oysa etkili bir toplumcu siyasal strateji: Anti-emperyalist ve anti-neoliberal bir hattın birleşimini zorunlu kılar. Bu birleşik hat:
-kamuculuk,
-planlı kalkınma,
-finansal egemenlik,
-sosyal devlet,
-ulusal, uluslararası ve bölgesel dayanışma
-kamucu yapay zeka
temelinde yeni bir siyasal program üretmelidir.
Sonuç
Bu çalışma, neoliberalizm ile emperyalizm arasındaki ilişkinin özdeşlik değil, tarihsel süreklilik ve biçimsel dönüşüm ilişkisi olduğunu savunmuştur. Emperyalizm, kapitalizmin küresel tahakküm rejimini; neoliberalizm ise bu rejimin güncel iktisadi ve siyasal yönetim biçimini ifade etmektedir. Dolayısıyla neoliberalizme karşı mücadele, emperyal tahakküme karşı mücadeleden ayrı düşünülemez. Aynı şekilde, emperyalizme karşı siyaset de neoliberal iktisadi yapı hedeflenmeden bütünlüklü bir dönüşüm yaratamaz.
ÜÇ CÜMLEYLE ÖZET:
Emperyalizm küresel tahakküm rejimidir.
Neoliberalizm, bu tahakkümün güncel işletim modelidir.
Bu bağlamda: Neoliberalizm karşıtlığı ile anti-emperyalizm, Toplumcu Siyasetin iki tamamlayıcı ekseni olarak ele alınmalıdır.