chp-giresunda-il-genel-meclisi-adaylarini-secimle-belirledi-IHA-20140111AW000632-1-t

Aydın Cıngı – CHP’de Aday Belirleme Süreci

aydin cingi as

 

 

 

 

 

Kimileri, son günlerde totaliter bir rejimin çatısını çatmaktaki AKP iktidarını bir yana bırakmış, durmaksızın CHP’yi eleştiriyor. Bunu yapanların çoğu da –siyasal literatürümüze yerleşmiş olan deyişle- “yetmez ama evet”çi türden ve kendilerini “Antikemalist” ve “sol/liberal” eğilimli olarak tanımlayan kişiler. Kronik CHP karşıtları olarak bunların eleştirileri, iyi niyetli ve yapıcı eleştiri kapsamında ele alınmayabilir. Ancak CHP’lilerin de, içinde bulunduğumuz “yerel seçim öncesi” dönemde yaşananlara ilişkin eleştirileri var. CHP, gelecekteki benzer süreçleri, bu eleştirileri dikkate alarak düzenlemek zorundadır.

Aday belirleme sürecine ilişkin gözlemler

Öncelikle bazı gözlemleri dile getirmekte yarar bulunur. Aday; partisine, ülkesine hizmet etme ve ayrıca özel yaşamı bağlamında kişisel bir ilerleme sağlama çabasındaki çok sayıda aday adayı arasından çıkacaktır. Kaldı ki her aday adayı, varlığını öne çıkarmaya değer gördüğüne göre, aday belirleme “sınavına” kendi yetilerine inandığı için girmiştir. Dolayısıyla, seçim öncesi aday belirleme süreçleri, kayıplılar arasında kaçınılmaz olarak küskün üretir.

Çabaları başarısızlıkla sonuçlanan aday adayında düş kırıklığı oluşmasının önüne geçilemez. Kaldı ki CHP’de, örneğin AKP’nin geneline yayılmış “kadercilik” ve “biat kültürü” yoktur. Hiçbir başarısız aday adayı, “ne yapalım, nasip değilmiş” veya “genel başkanım öyle uygun gördüyse bir bildiği vardır” diye teselli bulamaz. Ancak partinin izlediği süreç, uğranan düş kırıklığının kolay geçiştirilebilmesini ve kaybeden partilinin partisiyle kısa sürede yeniden bütünleşebilmesini sağlayacak türden olmalıdır. Hele de istifaya ve başka bir partiden aday olma gibi tatsızlıklara yol açılmaması, hatta sürecin belki de hiç küskünlük yaratmadan atlatılması partinin uyguladığı sürece bağlıdır. Bu çerçevede akla iki temel eleştiri geliyor: adayların geç açıklanması veya aday adaylıkları başvurusu ile adayın kesinleşmesi arasındaki sürenin çok uzaması; aday belirleme sürecinin ve ölçütlerinin açıklıkla tanımlanmamış olması.

Başvuruların erken alınıp adayların geç belirlenmesi

Batı demokrasilerinde adayların, seçim tarihinden aylar hatta bazı durumlarda yıllar önce belirlendiğini biliyoruz. Bu yöntem, kuşkusuz ki, demokrasisi oturmuş ve konjonktürel altüst oluşlara uğramayacağı bilinen ülkeler için geçerlidir. Aslında adayın erken belirlenmesinin, belirli sakıncalarının yanısıra önemli getirileri bulunur. Adayın erken saptanması, öncelikle son dakika kırgınlıklarına yol açmamış olur. Ayrıca aday, seçilmeyi amaçladığı mevkiin gereklerini içselleştirecek, bu mevkie hem kendini hem de gelecekteki görevi çerçevesinde yanında göreceği çevreyi hazırlayacak ve seçim propagandasını süreye yayacak vakte sahip olacaktır. Bunlar, erken aday belirleme yönteminin en önemli avantajlarıdır.

CHP, aday adaylıkları başvuru tarihi ile aday belirleme tarihi arasında bir yılın yarısını aşan bir süre geçirmiştir. Bu sürede, aynı mevkie aday adayı olanlar arasında karşıtlıklar derinleşmiştir. Sonuçta adaylığı gerçekleşmemiş olan aday adaylarının giderleri, süre uzadıkça önemli maddi zararlara dönüşmüştür. Bu kadar uzun bir süre boyunca CHP Merkezi, aday adaylarının uğrağı olmuş; partinin yönetici kadroları ve aday adayları enerjilerini “sıfır toplamcı” bir iç yarışa odaklamış; bu olgu, partinin dışa dönük mücadele gücünü zayıflatmıştır. Adaylık başvurusu ile adayın belirlenmesi arasındaki sürenin bu kadar uzun tutulmuş olması kesin bir hatadır.

Öte yandan adayın çok erken belirlenmesi de, özellikle rakip parti tarafından her türlü yöntemle yıpratılma süresinin uzamasına neden olur. Örneğin ülkemizde, AKP ve “paralel” yapılar tarafından her türlü akçalı kumpasa, kaset manevrasına hazırlıklı olunmalıdır. Son anda aday değiştirme zorunluluğuna uğramak hiçbir partinin göze alamayacağı trajik bir durum olur. Ancak CHP’nin, adaylarının birçoğunu seçime neredeyse yalnızca haftalar kala açıklaması, hiç bir akılcı nedene bağlanamaz. Gecikmiş belirlemelerin üstelik en çok da kazanma olasılığının yüksek olduğu seçim bölgelerinde vuku bulmuş olması, bunun temelinde çok fazla aday karşısında belirleyici kurulların “kararsız kalma” olgusunun bulunduğu izlenimini uyandırmaktadır.

Aday belirleme ölçütleri

CHP’nin ilgili kurulları, aday belirleme sürecine ilişkin yöntemleri, parti kamuoyuna epey uzun bir süre önce duyurmuştu. CHP üst yönetimi, özellikle İstanbul, Ankara, İzmir vb kentlerde adayları, kazanma şansı yüksek olanlar arasından bizzat seçecekti. Ayrıca kimi yerlerde eğilim yoklaması, kimi yerlerde kamuoyu yoklaması veya sırasıyla ikisi de ardı ardına düzenlenecekti. Bu yöntemle ortaya çıkacak iki üç adaydan birisi de, aralarındaki “skor” farkı da gözetilerek, aday gösterilecekti.

Ne var ki, bu yöntem dilenen kapsamda uygulanmadı; uygulandığı pek çok yerde de sonuçlarına uyulmadı. Örneğin yoklamalardan ilk iki sırada çıkan aday adayları arasındaki puan farkının belirleyicilik oranı bilinmediği yani ölçütler kağıda dökülmüş olarak belirginleştirilmediği için, sonuç yine MYK’nın kararına kaldı. Bazen dışarıdan bir aday getirildi. Dolayısıyla ortaya, “bir yarış düzenleyip sonra da o yarışa hiç katılmamış birini birinci ilan etmek” gibi absürd ve partiye beslenen güveni sarsıcı durumlar çıktı. Ayrıca bu aşamada da önemli küskünlükler meydana geldi.

Sonuç

CHP’nin bundan sonraki seçim süreçlerinde önseçimi -“zorunlu” kılarak- kurumsallaştırması beklenir. Partililerin -hatta bölge seçmenlerinin tümünün- katılımıyla gerçekleştirilecek önseçim yoluyla belirlenecek adayların, genel seçimde, parti merkezince belirlenen adaylara oranla şanslarının yüksek olacağı kuşku götürmez. O sorun, konusu “30 Mart Yerel Seçimleri” olan bu yazı kapsamında ele alınmıyor.

CHP’yi, bu yerel seçimler öncesinde nesnel “aday belirleme” yöntemlerine yönelme çabası göstermiş bulunduğu için yine de kutlamalıyız. Bununla birlikte, süreleri optimal biçimde ayarlayamadığı ve söz konusu yöntemlerin gerektirdiği nesnel ölçütleri açıklıkla ortaya koyamadığı için, aday belirleme süreci, ne yazık ki, yine önemli ölçüde “bildik” yollardan gerçekleşmiştir.

*Aydın Cıngı, Siyaset Bilimci,
acingisdv@gmail.com