Turgut Dibek – Muhafazakarlaşma Sürecinde İmam Hatip Liseleri

turgut-dibek

 

 

 

 

 

 

Türkiye Cumhuriyeti tarihine baktığımızda, modernleşmeyi sağlayan reformların başında eğitim kurumlarının kuruluş ve gelişme sürecinin olduğunu görürüz. Yine bu değişim süreci içerisinde, özellikle devletin yüzünü Batı’ya yönelttiği siyasal süreçlerde, eğitim sistemi içersinde din unsurunun ne şekilde ve hangi koşulda olması gerektiği hususu birçok kez tartışma konusu olmuştur. Eğitim sistemi tartışmalarının neredeyse en önemli bölümünü, hep din derslerinin eğitim sürecine eklenmesi oluşturmuştur. Batılılaşma hareketinin bir parçası olarak eğitim sisteminin modernleşmesi karşısında her zaman ideolojik ve siyasal tepkiler oluşmuştur. Ancak, 1997’den itibaren temel eğitim süresinin zorunlu ve kesintisiz sekiz yıl olarak düzenlenmesinden sonra, AKP yönetimince getirilen 4+4+4 eğitim sistemi; dini eğitim üzerine yapılan tartışmaların yoğunlaşmasına neden olmuştur. Bu süreçte AKP Hükümeti; yeni eğitim modelleriyle ilköğretim okullarını imam hatiplere dönüştürmek gibi oldukça haklı eleştirilerle yüzleşmek zorunda kalmıştır.

İmam hatip saplantısı

Bildiğimiz gibi İmam-Hatip okulları ilk kez 1924 yılında imam, hatip ve diğer din görevlilerini yetiştirmek amacıyla kurulmuştur. Ancak 1940’lı yıllardan sonra dinsel ve laik dünya görüşleri Türkiye’nin toplumsal, kültürel ve siyasal hayatını farklı etkilemeye başlayan ideolojilere dönüşmüşlerdir. Cumhuriyet tarihi boyunca imam hatiplere yönelik politikalar sürekli değişmiş ve sayıları bazı dönemler artırılmış bazı dönemler azaltılmıştır.

Ancak Cumhuriyet döneminde hiçbir zaman “imam hatipler” AKP hükümeti dönemindeki kadar siyasallaştırılmamıştır. Muhafazakarlık, sosyal ve siyasal bir proje olarak, AKP tarafından imam hatip okulları aracılığıyla halka empoze edilmiştir. Bunun en somut örneği ise gelen talep adedini açıklamadan “Anadolu İmam Hatip” liselerindeki %73’lük artıştır.
Sabancı Üniversitesi Eğitim Reformu Girişimi’nin açıkladığı rapora göre 2010-2011 eğitim yılı ile 2014 yılı arasında imam hatip ve Anadolu imam hatip lisesi sayısı %73 oranında artmıştır. Meslek ve Teknik Liselerinin sayısı 4.547’den 5.592’ye çıkartılırken, hükümetin Anadolu İmam Hatip Liseleri’nin hangi taleple 493’den 854’e çıkartıldığını açıklaması mümkün olmamıştır.

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), özellikle 2010-2011 yılından itibaren düzenli olarak eğitim kurumlarını muhafazakarlaştırma anlamında önemli aşamaları tamamlamıştır. Eylül 2011 tarihinde Kuran kursuna gidebilmek için ilkokul 5. sınıfı bitirme şartını kaldırdıktan sonra genel lise ve meslek liselerinin bir kısmını kapatıp imam hatip liselerine dönüştürmüştür.

Muhafazakarlaştırma aracı olarak eğitim

Bu tartışmalar gündemi meşgul ederken, eğitimi muhafazakarlaştırmanın devamı olarak TEOG mağduru veliler oluşmuştur. TEOG (Temel eğitimden ortaöğrenime geçiş sistemi) sınavı ile orta öğretimde liselere yerleştirilemeyenler, Anadolu lisesi statüsüne getirilen imam hatip liselerine yerleştirilmiştir. Bu süreçte birçok okul, yukarıda belirttiğimiz gibi imam hatip okullarına dönüştüğü için, birçok veli çocuklarını imam hatip liselerine yerleştirmek durumunda kalmıştır.

MEB’nin verdiği bilgilere göre okul öncesi eğitimde okullaşma oranının %25 azaldığı, %70 olan okullaşma oranının %35’e düştüğü, örgün eğitim almayan öğrencilerin %40 oranında arttığı bir dönemde imam hatip okulları sayısını gerekçe vermeden artırmak, açıkça eğitim sistemini de muhafazakarlaştırdıklarını göstermektedir.

Oysa eğitim sistemimizde altyapı ve ödenek yetersizliği, öğretmen azlığı, ailelerin çocuklarını özel okullara vermeye zorlanması gibi öncelikli olarak halledilmesi gereken sorunlar ele alınmadığından, henüz altı yaşına gelmeden okula başlayan ve her sene değişen sistem yüzünden “sistemsizlikle” büyüyen çocuklarımızı ve dolayısıyla ailelerini ciddi sorunlar beklemektedir.

Eğitim hakkı, sosyal devletin sunduğu en önemli önceliktir. Eğitim sistemi, bir siyasal partinin kendinde hak gördüğü, rahatça oyun oynadığı arka bahçesi değildir. Çocuk ve gençlerin hakları olan özgür, bilimsel ve parasız eğitim çoğulcu demokrasinin ana unsurunu oluşturmaktadır. Ancak bugün AKP’nin “dayatmacı” zihniyetiyle, anayasada yazdığının aksine, eğitim bir hak olmaktan çıkartılmıştır. Eğitim, ideolojik ve politik çıkarlara göre düzenlenen bir araç olmaktan çıkartılmalı ve çocuklarımızın eğitim haklarını özgürce kullanabilmelerini sağlamak her birimizin en önemli görevi olmalıdır.

*Turgut Dibek,
CHP Kırklareli Milletvekili,
turgut.dibek@tbmm.gov.tr

Bir cevap yazın