Serap DEMİRTAŞ – Mahallede Siyaset

Siyaset yapmanın en samimi alanı bir mahallenin sokaklarıdır. Gerek yerel seçimler olsun, gerek genel seçimler olsun, başarılı olmanın, kazanmanın veya kaybetmenin taşları bu sokaklarda döşenir veya döşenemez.

Mahallede çaldığınız her daire kapısı, girdiğiniz her dükkan, yolda selamlaştığınız her yaya, sileceğinin altına broşür sıkıştırdığınız her aracın sürücüsü anlatmak istediklerinizi dinleyecek bir kulak, değerlendirecek bir akıldır. Ancak bu kulağın ve aklın ilgisini çekebilmek için hayata dokunan somut hedefler, sonuç odaklılık ve süreklilik gerekiyor.

Bu yazı, yerel seçimlerin ardından yayınlanacak olsa da, kaleme alındığında henüz yerel seçimler yapılmamıştı. Yani Shakespeare’in Macbeth’in giriş bölümünde dediği gibi “henüz mücadele başlamadı, henüz savaş kazanılıp kaybedilmedi”. Ama yerel iktidarı kazanmanın zemini, yerelin sokakları olup  ben burada anlatmak istediklerimi kitap referansları ile değil, birebir yaşadığım; İstanbul ili, Kadıköy ilçesi, Feneryolu mahallesi deneyimlerimle anlatacağım.

Feneryolu Mahallesi

Mahalle; 52 adet sokak, 804 adet apartman ve yaklaşık 20.300 adet seçmenden oluşuyor. Bu seçmenlerin içinde 126 genç seçmen bu yıl ilk kez 31 Martta sandık başına giderek ilk oyunu kullanacak. Mahalle içinde yer alan Özgürlük Parkı’ndan olsa gerek, yaşlısı bol bir mahalle. 80 yaş üzeri mahalleli sayısı 1709. Özgürlük Parkı’nın kerameti nedir derseniz, seçim zamanlarında “Oy vermeye gitmek için refakatçi, araç, tekerlekli sandalye ister misiniz?” diye kapısını çaldığımız 80 yaş üzeri büyüklerimizin çoğu “Teşekkürler evladım. Ben her gün parka gidiyorum, yürüyorum, sandığa da kendim gidebilirim.” der. O bunları anlatırken,  mutlaka antrede duvara asılmış ya bir Atatürk resmi ya nutuklarından birinin metni gözünüze ilişir. Kapı eşiğindeki gözlem böyle olunca, o oy mutlaka sandığa girmelidir. Ve mahalle örgütü, gidemeyeni sandığa götürür. Bu çalışmalar sayesinde Feneryolu mahallesinde seçime katılım %91’a kadar çıkabilmiştir.

Kadıköy genelinde olduğu gibi, Feneryolu Mahallesinde de eğitim düzeyi yüksek, orta gelir sahibi aileler yaşar.

Olsa iyi olur: Mahalle temsilciliği

CHP’nin her mahallede Mahalle Temsilcilik Bürosu yok. Feneryolu bu açıdan şanslı. Eski ilçe başkanı Necati Ekşi’nin mahalle örgütlenmesine verdiği önem sayesinde açılmış ve bugün hala bir kısım mahalleli üyenin desteğiyle açık kalan bir CHP Mahalle Temsilciliğimiz var. Temsilcilikte yüksek değerde siyaset ve etkinlik üretmekteyiz. İşte bunlardan örnekler:

Her hafta belli gün ve saatte mahalle toplantısı yapılır. Toplantı gündemi önceden belirlenir,  üyelere ve gönüllülere duyurulur. Toplantı esnasında tutanak tutulur ve bu da üyelere ve gönüllülere duyurulur. Yani haftada iki kez, elektronik iletişim yoluyla, üyenin ve gönüllünün evine girilir ve parti ile irtibatı diri tutulur. Bu iletişimin sağlıklı yürüyebilmesi için iletişim bilgilerinin güncel tutulması kritik önemdedir.

Parti politikaları, örgüt kararları, eylem duyuruları bu toplantılarda konuşulur tartışılır ortak akıl üretilir.

Adaylar, temsilciliğe gelerek kendilerini tanıtma olanağı bulurken mahalleli de tanımak istediği adayı da davet etmek, soru sormak ve onu tanımak imkanına kavuşur. Ön seçimin yapıldığı 2015 yılı genel seçimlerinde mahalle temsilciliğine gelen adaylar önce dinlendi sonra puanladı ve önseçim oylamasında, adayların hesaplanan ortalama puanları dikkate alınarak oy kullanıldı. Gün gelir, önseçim “olmazsa olmaz” olursa, mahalle temsilciliğinin bu fonksiyonu çok değerli olacaktır.

Temsilcilik, parti tabelasıyla o mahallede vardır ve mahalleli parti ile özellikle -Kadıköy Belediyesi’nin CHP’li olması nedeniyle- belediye ile irtibatını temsilcilik bürosu aracılıyla kurar. Burada aksaklık; temsilciliğe iletilen konunun belediyeye iletilmesi-çözümü-ilgiliye geri bildirimi süewcinde bir kanalın açılmamış olmasıdır. Halbuki siyasetle ilgisi yalnızca oy verme seviyesinde olan bir mahalleli için CHP amblemini taşıyan bir büro; partinin de, belediyenin de temsilcisidir. Mahalleli “Genel Başkan’a söyleyin…” , “Şu kaldırımları Belediye Başkanına söyleyin…”gibi mesajlarını çok bırakır bize.  Oysa partinin mahalle – ilçe örgütleriyle belediye üçlüsünün yapılabileceği birçok çalışma vardır. Ama bunları uygulayabilmek için siyasete bakış ve iş yapma kültürünün değişmesi gerekiyor.

Temsilciliğin bir başka fonksiyonu da partiye üye kazandırmaktır. Mahalleli, kendisine yakın olan mahalle temsilciliği kanalıyla partiye üye olmak ister. Ancak bu yol, üyelik aidatının tahsil edilmesi açısından, temsilciliğe kapalıdır. Partinin ilçe merkezine yönlendirilen kişi de, pratik olmaması açısından, genellikle üye olmaktan vazgeçer. Bu sakınca,”internet üzerinde üyelik” yoluyla giderilmektedir. Mahalle temsilciliğinde, isteyenin internet üzerinden üye olmasına yardımcı olunmaktadır.

Son yıllarda sıkça yapılan seçimlerde sandık organizasyonunun yapıldığı yerdir Mahalle Temsilciliği. Bu süreçte her apartmana iki kez girilir: Bir kez apartman seçmen listelerini asmak, bir kez de kesinleşen sandık listelerini asmak için. Bu sayede liste, muhtara gidip seçmen listesini kontrol etmeyen seçmenin ayağına gider. Seçmen süresi içinde itirazını, düzeltmeyi yapar, sonra da sandığını öğrenir.  Bu arada apartmanlara girmişken, görünür yere bir kaç broşür asmayı da ihmal etmeyiz. Sandık görevlileri, yedekler, müşahitler, okul sorumluları, avukatlar bulunur ve okullara yerleştirilir. Mahallede ilk defa oy kullanacak gençler ve sandığa gitmek için yardıma gereksinme duyabilecek yaşlılar ziyaret edilir. Bu çalışmalarınızın mahalledeki karşılığını; seçim günü katılımın çokluğuyla, bir de evde yaptığı keki, poğaçayı, bir-iki şişe suyu “Siz görevlisiniz, ayrılamazsınız şimdi buradan” diyen teyzenin elinize tutuşturduğu torbayla görürsünüz. Okullar açıldığına mahalledeki okullar ziyaret edilir, okul aile birlikleri ile ilişki kurulur. Referandumda Marmara Üniversitesi önünde dağıtılan “Hayır Çorbası”, şenlikli ve ses getiren bir eylem olmuştu mesela.

Bu yerel seçim öncesi mahallede yapılan bir anlamlı çalışma da, mahallede ilk kez oy kullanacak 126 gence CHP Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ekrem İmamoğlu ve CHP Kadıköy Belediye Başkan adayı Şerdil Dara Odabaşı’nın mektupları eşliğinde birer zeytin fidanı verilmesiydi. Bereket ve dirençten, çevre korumaya kadar bin bir anlam yüklü bu hediyenin kıymeti, hatırlanmanın verdiği mutluluk, gençlerin gözbebeklerine görülüyordu.

Sadece çalışmakla olmuyor: Zihinsel dönüşüm de gerekli

Partinin amacına hizmet edecek yukarıda örneklerini saydığımız alan çalışmaları tek başına yeterli olamıyor. Bunların yanı sıra mahallelerde ve hatta her örgüt biriminde,” iyi ekipler” de yaratmak gerekiyor. Ekip üyeleri, birbirine güvenmeli; bilgi ve deneyimlerini paylaşarak birbirlerini beslemeli; yeniliklere açık olmalı; kolektif aklı ve sağduyuyu üretip kullanabilmeli; siyaseti kişisel kazanç alanı değil, topluma hizmet yeri olarak görmeli; idealist olmalı; sonuç odaklı çalışma modellerini siyasete uygulayabilmeli. Partinin eğitim birimleri mahallelere bu alanda pek çok şey öğretebilir. Başarılı mahalle uygulamaları ile deneyim kazanmış üyeler, daha sonra bu deneyimleri ile başka mahallelere, başka ilçelere de destek verebilir. Nitekim Feneryolu Mahallesi üyeleri Fikirtepe, Dumlupınar mahalleleri ile Sancaktepe ilçesindeki saha çalışmalarına katılmışlardır.

Liyakat dediğiniz şey…

Feneryolu Mahallesinde hayata geçirilen bir güzel uygulama da “Performans Değerlendirmesi” sistemi kurmak olmuştur. Bu sistem, yukarıda bahsettiğimiz “sonuç odaklı çalışma modelleri”ni siyasete uygulayabilmenin bir örneğidir. Bir grubun -şirket, dernek, siyasi parti gibi- belirlenen öncelikli amacına ulaşabilmesi için; o grubu oluşturan bireylerin çabalarını ortak hedefe kanalize etmek ve grup içindeki stratejik görevleri başarılı kişilere, becerilerine uygun şekilde dağıtabilmek için bir sistem gereklidir. Bu sistem, hem grubun amacına ulaşmasına hem de çalışanın ödüllendirilerek motive edilmesine hizmet eder. Parti yöneticilerinin her fırsatta dile getirdiği liyakat, ancak ölçülüp değerlendirildiğinde somutlaşabilir. Liyakatin ölçülüp değerlendirilebileceği birim değer “performans”tır. Performans ise verilen hedeflerin gerçekleştirilmesidir. Biz bu hedeflere “performans kriterleri” diyoruz.

Performans kriterlerinin üç özelliği var: Gerçekleştirilebilir, ölçülebilir ve süreli olması. Feneryolu Mahallesinde uyguladığımız Performans Değerlendirme Sistemi, gerçekleştirilebilir ve 280 toplam puan üzerinden ölçülebilir kriterle tanımlanmıştır: Bunlar; partiye yeni üye kaydına aracılık etmek (üyelik başvurusunun gerçekleşmesiyle tamamlanır); “il/ilçe/mahalle çalışmasına katılmak”, kişisel veya çalışma grubuyla bir proje üretmek, sunmak ve hayata geçirmek; “sanal eylemlere katılmak”, il, ilçe, mahalle örgütlerince düzenlenen ve kişisel veya genel çağrı ile duyurulan, panel, seminer ve konferansa katılmak, “temsilcilik ofis görevi üstlenmek”,  haftalık mahalle toplantısı ve Kadınlar Kolu toplantısı ile aylık örgüt toplantısına katılmak; “temsilcilik giderlerine”kendi şahsi gelirine uygun miktarda ve düzenli katkı sunmak. Bu kriterlerin her biri farklı ağırlıktaki puanlardan oluşur. Hedefler 1 aylık süre içindir ve ay sonunda değerlendirilerek, o ayın birincisi haftalık mahalle toplantısında duyurularak tebrik edilir ve bir kitap ile ödüllendirilir.

Biz bu sistemi bir yıl boyunca işlettik ve mahalle delegesi aday listemizi, tamamen performans değerlendirme sisteminin yıllık toplam puanlarını kullanmak suretiyle düzenledik. Mahalle delegesi olmanın kriteri “yüksek performans” olunca, delege listesi tabii tamamen kadınlardan oluştu ve cinsiyet kotasına takılabiliriz endişesiyle, bu kez pozitif ayrımcılığı erkekler lehine kullanarak, listeye bir kaç tane de erkek üye yazmıştık.

Performans sisteminin önündeki engeller

Performans Sistemi uygulamak istendiğinde, her yerde aynı nedenlerle, karşı koymalar oluşur: İlk direnç “konforlu bölge” direncidir Herkesin kendi geliştirdiği,  alıştığı bir iş yapma biçimi vardır. İyice öğrenildiği için rahattır, hata riski yoktur, bu nedenle de konforludur. “Ya yeni koyulan performans kriterleri benim becerilerim aşıyorsa? Yeni şeyler öğrenmekle kim uğraşacak şimdi? “İkinci yaygın direnç biçimi de, “oyunun dışında kalma” tedirginliğidir.  Performans ölçümü daima başarılı olma mecburiyetini ve bir rekabeti beraberinde getirir. Performansı yüksek olan, o örgüt içinde yükseltilerek ödüllendirilirken; düşük performans, oyunun dışında kalır. Bu da istenen bir şey değildir. Bu direnci biz de başta yaşadık, ama her ay sonu en başarılı olanın teşhir ve takdir edilmesi, zaman içinde bu sistemin kabul edilmesine yardımcı oldu.

Ah keşke !

Mahallede siyaset yaparken hem üretiyor, hem öğreniyor, hem de bir “Ah keşke!” listesi oluşturuyorsunuz.

  • Ah keşke yapısallaştırılmış bir liyakat sistemi kurulsa da, başarıyı engelleyen dost-ahbap çavuşluk, hemşericilik, “Sen beni kolla ben seni” gibi arkaik sistemler kaybolsa;
  • Ah keşke siyaset yukarıda üretilip en aşağıya, yani mahalleye “yapılacaklar” listesi olarak ineceğine, aşağıda toplanan veriler yukarıya gitse ve “yapılacaklar” yukarının stratejik planlaması ile mahalleye geri dönse;
  • Ah keşke “eski üyeler” parti içinde en önemli vasfın sadece “eski olmak” olmadığını ve yeni üyelerin, gönüllülerin taze bir bakışla yeni iş yapma modelleri getirebileceğini ve eskinin deneyimi ile yeninin heyecanın birleşmesinden daha başarılı sonuçlar üretilebileceğine bir inansa;
  • Ah keşke daha organize, daha planlı çalışılsa da, her şey son dakika “Hadi..!” diye önünüze gelmese;
  • Ah keşke insanlar “Ben akıl vereyim, sen yap” tavrını değil de, elini taşın altına sokmayı tercih etse.

gibi……

*Serap DEMİRTAŞ
Avukat
serap147@gmail.com