Mehmet Yeşildağ – Eğitimde Dönüşüm ve Proje Okulları Meselesi

img_1403Ülkemizde bugün eğitimde yapılan dönüşüm adımlarını ve ne yapılmak istendiğini anlamak için kanımca geçmişe, şöyle bir Osmanlı’ya bakmak yeterli olacaktır.

Özetle Osmanlı İmparatorluğunda eğitim sistemine bir göz atarsak yaygın eğitim kurumları camiler, tarikatlar, zaviyeler. Buralarda, tefsir, hadis, fıkıh, kelam derslerinin yanında matematik, astronomi gibi dersler verilirdi. Örgün eğitim de, sıbyan mektepleri ve medreselerde verilirdi.

Eğitim devrimi

Kurtuluş savaşı devam ederken Ankara’da Maarif Kongresi toplanır. Eğitim tarihinde bir dönemin başlangıcı olan bu kongrede Atatürk, eğitim, bilim ve kültür alanlarındaki düşüncelerini; yapılacak devrimlerin esaslarını; öğretmenler için düşündüğünü; öğretmenlerden neler beklediğini anlatan tarihi bir konuşma yapar, Ülkemiz için kurtuluş savası ne kadar önemli ise, bu savasın en bunalımlı günlerinde toplanan Maarif Kongresi de ülkemiz eğitimi açısından, o kadar büyük önemdedir.

Atatürk, Cumhuriyetin ilanından sonra çağdaş bir eğitim sisteminin kurulması için düşündüklerini uygulamaya koymaya başladı. Öncelikle saltanat kaldırıldı. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde, Tevhidi Tedrisat Kanunu kabul edildi. Bu kanunla, medreseler kaldırıldı. Türkiye Cumhuriyeti sınırlarındaki tüm okullar Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlandı. Yine aynı kanunla din devletinin son kaleleri olan halifelik kaldırıldı. Laik devletin temelleri atılmaya başlandı.

Bütün bunlar yapılırken, halkın din öğrenme özgürlüğü düşünülerek din eğitimi, din adamı yetiştirme görevi ilahiyat fakültelerine bırakıldı. İmam hatipler örgün öğretimin dışında tutularak laik ve bilimsel eğitimin temelleri atıldı.

Ülke genelinde devrimlere devam ediliyor, eğitim sisteminde köklü değişiklikler yapılıyordu. Karma eğitim sistemi, ilkokullardan başlayarak uygulanmaya başladı. Arapça harflerin yerine Latin alfabesine geçildi. Zorunlu din dersleri, ilkokullardan başlayarak, tüm sistemden çıkartıldı. İmam hatiplere talep azaldığından, bu okullar kapatıldı. Çağdaş Türkiye’nin en büyük adımı laiklik ilkesi anayasada yerini aldı.

Daha sonraki süreçte çıkarılan bir yasa ile kurulan Köy Enstitüleri laik, bilimsel, kamucu, parasız, çağdaş eğitimin zirvesi oluyordu.

Geriye dönüş

1945 yıllarında din devleti yaratmanın süreci başlamıştır. Komünizmle mücadelede din eğitiminin etkili bir savaş aracı olacağı düşüncesiyle 1948 yılında Milli Eğitim
Bakanlığı’na bağlı okullarda imam hatip kurslarının açılmasına karar verildi. 1949 yılında ilkokullarda isteğe bağlı dini eğitim uygulamasına geçildi.

1950’de, iktidar değişikliğinde, Demokrat Parti iktidara gelince onun Türkiye için uygun gördüğü iç politika eğitimi, “ muhafazakar” bir toplum yaratmayı öngörüyordu. Siyasal İslam’ın Türkiye’deki doğuşunun temsilcisi olan DP, başlangıcı eğitim sistemiyle yapmakta kararlıydı. 1954 yılında Köy Enstitüleri kapatıldı. 7 ilde imam hatip ortaokulları açılarak bilimsel eğitimin köküne dinamitler döşenmeye başladı. İmam hatipler, ne kadar örgün öğrenimin dışında da tutulsa gerici eğitim sisteminin mihenk taşı konumundaydı.

1963 yılında imam hatiplere yatılı öğrencilerin alınmaya başlamasıyla, -medrese sisteminin bir kopyası olarak- laik eğitim sisteminin karşısına model olmaya aday bir örnek getirilmiştir. Çok değil bir senede ülkedeki imam hatiplerin sayısı 71’e yükselmiştir. DP’nin siyasal İslam projesinin sisteme giriş anahtarı olan imam hatiplere kız öğrenci alınmasını engelleyen bakanlık kararı ise Danıştay tarafından kaldırılmıştır.

Kız çocuklarının dinen imam olmaları mümkün olmadığı halde imam okullarına kız çocukları da alınmaya başlandı.1973 yılında daha önce imam hatip okulu olarak anılan okulların adı mam Hatip Lisesi (İHL) olarak değiştirildi. İHL mezunlarına fark derslerini vererek edebiyat fakültelerine girme hakkı tanındı. Bu okullar, örgün eğitim sisteminin içine alınarak sistemin bir parçası haline getirildi.

1974 yılında Ecevit Başkanlığında CHP – MSP hükümeti, imam hatiplerin ortaokul bölümünü de açarak bu hükümet döneminde imam hatiplerin sayısının 233’e çıkmasını sağladı.

1980 Faşist Cunta döneminde din dersi zorunlu hale getirildi. Yapılan değişikliklerde İHL mezunlarının harp okulları dışında istedikleri yükseköğretim kurumuna girmeleri sağlandı. “İmam” savcılar, “imam” hakimler vs. yetiştirilmeye başladı 1966 yılında imam hatip ortaokullarında okuyan öğrenci sayısı 214.000’dü

1990’lı yıllarda mesleki eğitimde her 15 öğrenciden 1’ine ortaöğretimden her 59 öğrenciden 1’ine imam hatiplerde ise her 2 öğrenciden 1’ine pansiyon olanağı sağlandı. Bu da imam hatip okullarına verilen önemin göstergesi idi.

2012 Türkiye’sinde ise bütün okullar imam hatibe çevrilmeye başladı. 4+4+4 yasasıyla birlikte çocuk yaşta meslek seçimi istenen bu öğrencilerin günümüzdeki sayısı ortaokul ve liselerde toplam 1 milyon 54 bindir.

Günümüzde 15 Temmuz siyasal İslam’ın anahtar olarak kullanıldığı imam hatip okulları, karşı devrimin eğitim sisteminde vücut bulmuş halidir.

Kısaca bugün uygulamaya konulan eğitim sistemi, mevcut iktidarın hayal ettiği yeni Osmanlı’ya giden bir ülke yaratmaya yöneliktir.

*Mehmet YEŞİLDAĞ
Eğitim-İş İstanbul 2 Nolu Şube Başkanı
istanbul2egitimis@gmail.com

Bir Cevap Yazın