





| Dünyada depresyonun IMF’ce ilanı… |
|
|
|
| Ekonomi |
| Mustafa Sönmez tarafından yazıldı |
| Pazartesi, 01 Aralık 2008 17:17 |
|
IMF, 2008 ve 2009 için büyüme tahminlerini bu yıl tam 4 kez revize etti ve daha 8 Ekim’de, 2009 için dünya ekonomisi büyüme tahminini yüzde 3 öngörmüşken, 6 Kasım’da bunu yüzde 2,2’ye çekti. Daha da önemlisi bütün Merkez ülkeleri için sıfırın altı, negatif büyüme öngörüsünde bulundu. Bu, dünyada resesyon değil, depresyonun itirafı, ilanıdır. IMF, 2008 ve 2009 için büyüme tahminlerini bu yıl tam 4 kez revize etti ve daha 8 Ekim’de, 2009 için dünya ekonomisi büyüme tahminini yüzde 3 olarak öngörmüşken, 6 Kasım’da bunu yüzde 2,2’ye çekti. Daha da önemlisi bütün Merkez ülkeleri için sıfırın altı, negatif büyüme öngörüsünde bulundu. Bu, dünyada resesyon değil, depresyonun tasdiki, ilanıdır. Son öngörülere göre, gelişmiş ülkeler, yani nüfusun yüzde 15’inin yaşadığı ama dünya gelirinin yüzde 56’sının yaratıldığı Merkez ülkeler, 2008’de yüzde 1,4’lük büyümeden 2009’da yüzde -0,3 küçülmeye gidecek.
![]() ABD’de küçülme yüzde 0,7, Avro alanında yüzde 0,5, Japonya’da yüzde 0,2 olacak. Bu, merkez ülkelerde , 1929 krizinden bu yana ilk kez yaşanacak.. Çevre ülkelere gelince, dünya nüfusunun yüzde 85’inin yaşadığı ama gelirden yüzde 44 pay alan 141 ülkeli bu coğrafyada büyüme yüzde 5,5’e düşecek. Çevre ülkelerinde Asya’da özellikle Çin’de ekonomik büyüme eski temposundan kaybetmekle beraber hareketli olmayı sürdürüken Türkiye’nin yer aldığı Çevre Avrupasında 2009’da büyüme yüzde 2,5 olacak. IMF, 8 Ekim’deki raporunda 2009’da Türkiye için büyümeyi yüzde 3, yani dünya ortalaması oranında öngörmüştü. 6 Kasım dünya öngörüsü yüzde 2,2 olduğuna göre,. Türkiye için öngörünün de o seviyelere indirildiği söylenebilir. Tayyip Erdoğan’ın “ümük sıktırmam” afra tafrasına rağmen, IMF, dünyanın kriz karşısında ister istemez ümüklerin sıkılacağını, Türkiye’nin de bundan kendini kurtaramayacağını ilan etmiş durumda. Çevreden Merkeze Kaynak Kayması IMF, çevre ülkelere kaynak akışının 2009’da 528 milyar dolardan 2009’da 286 milyar dolara kadar gerileyeceğini belirtiyor. Bu kaynak kanamasını , makas değişimini TC Merkez Bankası da son enflasyon raporunda kabul ediyor ve şöyle diyor; “Küresel durgunluk olasılığının bir önceki döneme göre artması ve uro bölgesi ile ABD hükümetlerinin finansal kuruluşların likit olmayan arlıklarını satın alması sonucu tahvil arzının artacağı beklentisiyle, atırımcıların güvenli araçlara ilgisi artmıştır.” Bunun tefsiri şöyledir; kriz patlayıncaya kadar, aralarında Türkiye’nin de olduğu düşük kur-yüksek faiz politikası uygulayan çevre ülkelere yönelen sıcak para ve diğer kısa vadeli krediler, şimdi bu ülkelerden çıkmaktadır.Peki nereye gitmektedir ? ABD ve AB’de, devlet tahvillerine..Yani , “çevre”den “merkez”e bir kaynak akışında makas değişikliği.. Bu, aralarında Türkiye’nin de olduğu birçok ülke için, durduk yerde krize girmek demek. Nitekim, 50 milyar dolar cari açığı, 284 milyar dolar (üçte ikisi özel sektöre ait) dış borç yükü olan Türkiye, bütün mali yapının sağlam olduğu iddiasına rağmen hızla krize sürüklenmektedir.
![]()
Türkiye’nin ihracatının yüzde 60’ını yaptığı AB’nin depresyona girerek 80 yıldır ilk kez negatif büyümeyle tanışması, tabi ki Türkiye’yi derin etkileyecek. AB’nin doğrudan yabancı sermayesini, sıcak parasını, dış kredilerini kullanarak büyüyen Türkiye kapitalizmi, başta sıcak paranın çekilmesi, doğrudan yabancı sermaye girişinin durması ve dış kredide akışın azalması ile, büyümenin rüzgarını da kaybetmiş oldu. Şimdi 50 milyar dolara ulaşan döviz açığının(cari açık) nasıl çevrileceği sorunu var. |