Gazi Zorer – CHP’de Örgütsel Sorunlar ve Çözüm

Gazi ZORER
Prof. Dr., TÜSES Genel Sekreteri
gzorer@anet.net.tr

Bir siyasi partinin başarılı olması için üç temel şart sayılabilir.

  1. İyi bir fikre sahip olmak: Çağdaş bir ideoloji; buna uygun, halka umut veren, heyecanlandıran, güzel bir gelecek hikayesi olan parti programı, geniş toplum kesimlerini kapsayan amaç ve hedefleri olmak. Partinin programını, güncel amaç ve hedeflerini, günlük politikalarını seçmene ulaştırmak, güven vermek, umut aşılamak ve halka önderlik etmek.
  2. İyi bir stratejik planlama: Doğru strateji ve taktikler, ittifaklar politikası, başarılı bir siyasal iletişim belirlemek ve uygulamak.
  3. İyi çalışan bir örgüt: “İyi çalışma”nın ana hatlarını çizen bir tüzük, yönetmelikler  ve iyi uygulamaları gerçekleştirecek, güven veren kurumsal bir örgüt. Bu çalışmayı bir mükemmellik modeli olarak katılımcı, kapsayıcı, kurumsal bir örgütsel yapı ile sürdürmek. Örgüt mekanizmasını çalıştıracak yakıt ideolojidir, bilgidir. Bunun için de tüm üyelere eğitim, sürekli eğitim vermek.

CHP örgütünün SWOT analizinde zayıflıklar bölümüne baktığımızda, parçalanmış, dışlanmış, örgütlenmemiş, ne üye ne de seçmen iletişimi olan, çalışmayan, eğitimsiz ve niteliksiz örgüt tespitlerini görebiliyoruz.

Birinci parti olma şansı

Cumhuriyet tarihimizin son 50 yılını değerlendirdiğimizde CHP’nin, 1973 ve 1977 yıllarında 1.parti olduğu, 1977  genel seçimlerinde  %41.4 oyla tek başına iktidarı az farkla kaçırdığını; daha sonra 1999’da o dönem sol oyların yoğunlaştığı DSP’nin 1.parti olduğunu görebiliyoruz. Her seçimin kendine özgü konjonktürel özelliklerinin ayrıntılarına girmeden, günümüz koşullarında da eksiklerini giderecek bir CHP’nin 2023 de 1.parti olma şansının olabileceğini söylemek abartılı bir tahmin olmaz.

İktidarı kazanmayı hedefleyen bir siyasi parti olarak CHP’nin, siyaseti halka ulaştırmadaki kırılma noktası yine kendi örgütü. Şöyle ki; parti hiyerarşisinde genel merkezin altındaki il örgütleri daha çok organizasyon ve eşgüdüm sağlamak durumunda. Esas parti örgütlenmesi ilçeler bazında gerçekleşiyor, ilçe yönetimleri de mahalle ve sokak örgütlenmesi yapabildiği ve buralardaki parti üyelerini aktive edebildiği ölçüde seçmene ulaşması söz konusu. Ancak halka ulaşmadaki kırılma noktası tam da bu noktada ortaya çıkıyor.

Günümüz siyasetinde, iktidar ve muhalefet olarak iki tarafın seçmeni kutuplaşma nedeni ile birbirine kapalı. Bu kutuplaşma, yerelde müşterekler siyaseti ile aşılabilir. Aynı mahallelerde yaşayan ve ortak sorunlara ortak çözümlerin üretilebileceği sosyal ortamlarda, ortak dertleri paylaşanların kutuplaşmayı aşabilmesi mümkün olabilir. Bu temelde iletişim kurulabilir. En etkili iletişim biçimi ise yüz yüze iletişimdir. Bunun nasıl yapılacağı da ayrı bir eğitim işi. Her üye bir militan olmalı, her üye siyasal iletişim eğitimi almalı. Üyeler siyasi çalışmanın yanında sivil toplum çalışmalarına da katılmalı.

Günümüz şirketlerinde her çalışanın biraz pazarlamacı, biraz da satışçı olması isteniyor. Partinin de, her üyesinden biraz siyasal iletişimci biraz propagandacı olmasını istemesi gerekiyor. Şirket nasıl cirosunu yükseltmek istiyorsa, parti de oyunu artırmak istiyor.

Pek çok okurun uzun yazıları bitirmediği bilgisinden hareketle sadece çarpıcı bir örnek üzerinden ilerleyelim. CHP’de üyelerin eğitimi ne durumda? Yaklaşık 10 yıl önce kurulan parti okulu, büyük özveriler ve emekler verilerek kurulmuş, geliştirilmiş. Ancak sonuç odaklı değerlendirildiğinde, örneğin bugüne kadar kaç üye üyelerin temel siyasi eğitiminden (ÜTSE) geçti? Aktif eğitici sayısı kaç kişi? İllerde, ilçelerde parti okulunun şubeleri var mı? Siyasal iletişim eğitimi modülü var mı? Bugüne kadar kaç üyeye siyasal iletişim eğitimi verildi? Ayrıntılı dökümler içeren istatistikler CHP web sitesi Parti Okulu sayfalarında görünmüyor. Ancak toplam eğitim sayıları verilmiş; örneğin, yukarıdaki bir sorunun cevabını biz hesaplayabiliyoruz. ÜTSE eğitimi 429 kez verilmiş, her eğitime 24 kişinin alınması planlanıyor, fazlası kesinlikle kabul edilmiyor.

Bu hesapla toplamda en fazla 10.296 kişinin ÜTSE aldığı hesaplanabiliyor. Toplam üye sayısı 1.250.000 olarak alınırsa, tüm üyelerin %0.82sinin bu eğitimden geçtiği anlaşılıyor. 9 yılda bu sayıya ulaşıldığına göre üyelerin tamamının ÜTSE alması için 1.089 yıla daha ihtiyaç var. Takvim 3.110 yılını gösterdiğinde CHP tüm üyelerinin temel siyasi eğitimini tamamlamış olacak. Buna bir yorum yapacak olursak, herhalde “trajikomik bir durum” diyebiliriz.

Üç temel şart ve sorunlar, sorunlar, sorunlar

Tekrar başa dönersek saydığımız üç temel şartın üçünü de başarmak gerekiyor, bunlardan biri eksik kaldığında başarmak hayaldir. Diğer bir deyişle, bir siyasi partinin amacı siyasi iktidarı kazanmak olduğuna göre CHP’nin iktidar olabilmesi için bu üç temel şartı yerine getirmesi gerektiğini söyleyebiliriz.

Bu yazının kapsamı örgüt meselesi ile sınırlı, diğer iki başlık ayrı yazılara konu olabilir.

Örgütsel sorunları sayarsak, öncelikle siyasal bilinç düzeyinin sosyal demokrat bir parti için yeterli olmadığı söylenebilir. Siyasi çalışmaların seçimden seçime yapılan aktivitelerden ibaret olduğu, sürekli siyaset çalışması yapılmadığı görülebilir. Seçim kampanyalarında yapılan çalışmaların da çok yetersiz kaldığı tespit edilebilir. Bu çalışmalarda bilimsel yöntemlerin yeterince kullanılmadığı, diğer bir deyişle yerel çalışmaların halka dokunuşu noktasında çok yetersiz olduğu belirtilmelidir.

Partide “küçük olsun benim olsun” zihniyeti hakimdir. İlçe örgütlerinde siyaseti meslek edinmiş siyaset esnaflarına sıklıkla rastlanmaktadır. İlçe örgütlerinde kişiye bağlı yönetimler ve başkancı sistemler geçerli olup, kurumsal yapılanmalara pek rastlanmaz. Dışlayıcı yaklaşımlar, adamcılık, hizipçilik sık rastlanan bir durum olup, kapsayıcı olmak tercih edilmemektedir. Parti, her düzeyde, mahalleden il yönetimine kadar bölüne bölüne azalma ve parçalanma eğilimindedir. Seçimlerde kazan-kaybet tekniği uygulanıyor. Parti içi mücadele her şeyin üzerinde; üyeler enerjilerinin büyük kısmını bu işlerde harcıyor. Mikromilliyetçilik, hemşehricilik, mezhepçilik eğilimleri çok yaygın, sosyal demokrat bir partiye hiç yakışmayan bir delege ağalığı sistemi hala sürüyor. Negatif bir seleksiyon var, pek çok nitelikli üye bu süreçlerde kendine yer bulamıyor, partiye katkı veremiyor. Örgütler doğru dürüst çalışmıyor. Herhangi bir performans takibi yok. Çalışma standartları belirsiz, keyfi, tamamen kişilere bağlı bir anlayış hakim. Gerçek anlamda mahalle ve sokaklara yayılmış örgütlenmeler yok. Üyelerin temel eğitimi son derece yetersiz, yok hükmünde, sandıklara sahip çıkmakta hala yetersizlikler sürüyor. Sandıklarda görevli temsilcilerin nitelik sorunu da oldukça büyük bir problem. Gençlik ve Kadın kolları çok yetersiz, üyelerle iletişim oldukça zayıf, üyelere ulaşmak çoğu yerde mümkün değil; bunu yapmaya meraklı ilçe yönetimleri de pek bulunmuyor. Doğal olarak üyesine ulaşamayan parti, seçmene de ulaşamamış oluyor. Parti örgütlerinde genç katılımı çok düşük seviyelerde, parti üyeleri arasında yaş ortalaması çok yüksek. Siyaset, diğer partiler gibi, CHP’de de tavanda sürdürülüyor. Tabanda siyaset yapma kültürü yok. Halkı siyasete katacak mekanizmalar yok.

[1]”CHP’de muhalefette kalmak, bir tür “öğrenilmiş çaresizlik” gibi örgütsel psikolojik bir durum; örgüt kültürü olmuş ve partinin genlerine işlenmiş gibi duruyor. Partide iktidar olabileceğine dair bir beklenti, böyle bir inanç yok. Geçmiş on yıllarda bu durum pekişmiş. Bunun sonucunda parti, hep olmazları söyleyip “sadece eleştiren parti” algısına mahkum edilmiş. Son bir-iki yıldır özellikle Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu maddeler halinde sistematik çözüm önerileri sunuyor. Fakat parti bu mesajları topluma iletecek zihniyete ve mekanizmalara sahip değil. Bu algıyı yıkamıyor.

Çözüm

İktidar olacak parti algısının yaratılması, bunun için önce parti programında, tüzüğünde ve yönetmeliklerinde pek rastlanmayan iktidar olma hedefini her başlığa yazmak gerekiyor. İlk adımda parti üyelerinin inanmasını sağlamak lazım. Üyelerin beklentisini aşan, üyelerin aklını başından alan, parti üyelerini şaşırtacak gerçekten yeni bir şeyler yapılmalı. Önce CHP örgütünün bu inanca sahip olması sağlanmalı. Bunun gerçekleştirilebileceğine dair eldeki verilerin ortaya konulması ve yol haritasının çizilmesi, üyelerin kendine güvenini geliştirecek bilinç ve aidiyetin oluşturularak ilerlenmesi mümkün. Soyut sloganlar ile değil somut hedefler ile iktidara doğru yol alınması gerekiyor.

Örgüt dinamizmini engelleyen, değişime izin vermeyen sınırsız seçilme hakkı, profesyonel siyasetçiler üretiyor. Siyaset, kişisel kariyerleri için bu alanı tercih etmiş profesyonellerin kendi aralarındaki rant savaşı arenasına dönüşebiliyor. Bu da politikayı profesyonelleştiriyor, bir mesleğe indirgiyor. Örgütün en alt birimlerinde kendi çıkarları ile meşgul, siyaseti sınıf atlamanın bir aracı olarak gören politika esnafları türüyor. Diğer başlıklarda dile getirilen siyasetsiz ortam, hemşehricilik, eğitimsiz üyeler, hatta partiye oy vermeyen üyeler ve daha bir çok olumsuzluklar bu politika esnafları tarafından kullanılıyor. Köşe başlarını tutan bu esnaflar yukarıdan aşağıya, aşağıdan yukarıya kurulan birbirini idare etme yöntemleriyle partinin gelişmesini engelliyor, diğer başlıklarda sözü edilen olumsuzlukları daha da besliyor.

Partide adayların belirlenmesinde ağırlıklı olarak merkez yoklaması (atama) yöntemi uygulanması da örgütü frenleyen diğer önemli bir sorun olarak duruyor.

 Sonuç

Yukarıda değinilen çok sayıda örgütsel sorunlar var ve her sorun için ayrı bir çözüm gerekmekle birlikte esas olarak dört temel konu var.

  1. Siyaseti tabana indirip önce üyelerimizle, sonra halkla buluşturmak ve halkın siyasete katılımının sağlanması.

Bunun için;

  • Çalışan bir örgüt yaratmak. Kurumsal ve kapsayıcı bir yapı oluşturmak, iktidarı hedefleyen yeni bir örgüt kültürü geliştirmek.

Bilinçli bir parti yaratmak için;

  • Gerçek anlamda tüm üyeleri kapsayan bir ideolojik eğitim vermek, Cumhuriyeti demokrasi ile taçlandırmayı hedefleyen, ikinci yüzyıla çağrı beyannamesini üyelerin benimsemesini sağlamak ve halka ulaştırmak.

İktidarı kazanmak için;

  • Örgüt dinamizmini engelleyen, gelişimin önünü tıkayan, tepede bürokrasi oluşturan, tabanda siyaset esnafları tarafından kelepçe takılan partiyi iktidara taşımak için; seçilme hakkını üst üste iki ya da üç kez ile sınırlayan ve liyakati esas alan düzenlemeleri gerçekleştirmek, üyelik reformunu takiben ön seçim kuralını uygulamak yeterli olacaktır. Bu tedaviyi gerçekleştirmek ve CHP’yi ayağa kaldırıp iktidara yürütebilmek için radikal düzenlemelere ve çok çalışmaya ihtiyaç var.


[1] Tanıdan Tedaviye CHP – Örgütsel Sorunlar ve Reform Önerileri, Prof. Dr.Gazi Zorer, İkinci adam Yayınları, 2021, İstanbul.