Funa Lena – Türkiye UNESCO Kültürel Çeşitlilik Sözleşmesini Onayladı

UNESCO Genel Konferansı tarafından 2005 yılında kabul edilen ve 2007 yılında yürürlüğe giren Kültürel İfadelerin Çeşitliliğinin Korunması ve Geliştirilmesi Sözleşmesi (KİFAÇ), geçtiğimiz aylarda Türkiye Büyük Millet Meclisinde (TBMM) alınan kararla Türkiye tarafından onaylandı.

Türkiye aslında sözleşmeye imza koyan ilk ülkelerden biri. Fakat bir ülkenin KİFAÇ’ı imzalamış olması sözleşmenin o ülkede hemen yürürlüğe gireceği anlamına gelmiyor. İmzacı olmak, sözleşmenin onaylanmak üzere yasama meclisinde görüşüleceğini taahhüt etmek anlamına geliyor. Yani Türkiye’de daha sözleşmenin yürürlüğe girdiği ilk yıllarda başlamış olan onay süreci, uzun yılların ardından geçtiğimiz Mart ayında başka uluslararası sözleşmelerin de içinde bulunduğu bir torba yasanın TBMM’den geçmesiyle nihayet bir sonuca erdi. Böylelikle Türkiye, sözleşmeye taraf olan 145. ülke olmuş oldu.

Peki, KİFAÇ’ın Türkiye’de yürürlüğe girmesi ne anlama geliyor? Bu sorunun cevabını verebilmek için öncelikle sözleşmenin içeriğine değinmek gerek. KİFAÇ’a göre “kültürel ifadeler”; bireylerin, grupların ve toplumların yaratıcılığından kaynaklanan ve kültürel içerik barındıran ifadelerdir. Bu ifadeler; kültürel etkinlikler, ürünler ve hizmetler aracılığıyla somutlaştırılıp muhtelif sanatsal yaratım, üretim, yayılım, dağıtım ve kullanım biçimleriyle ortaya konurlar. Sözleşmede de belirtildiği gibi, kültürel ifadelerdeki çeşitlilik insanlığın belirleyici bir niteliğidir ve onun ortak mirasını oluşturur. Bu nedenle, herkesin yararı için değer verilmesi ve korunması gereken bir olgudur. Kültürel çeşitlilik, tercihlerin çeşitliliğini artırır ve insani kapasiteler ile değerleri besleyen zengin ve çeşitli bir dünya yaratır. Sözleşmeye taraf olmak, kültürel çeşitliliğin tüm bu değerlerini teyit ederek kültürel ifadelerin çeşitliliğin korunması ve geliştirilmesine yönelik önlemler almayı gerektiriyor.

Sözleşme, insanlığın mirası olması ve zengin bir dünya yaratması bakımından korunması gereken bir değer olan kültürel çeşitliliğin, ulusal ve uluslararası kalkınma politikalarının önemli bir unsuru olduğunun da altını özellikle çiziyor. (Bu bağlamda sözleşme ile kültüre ekonomik ve sosyal kalkınmada anahtar bir rol atfeden 2030 Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri arasında önemli bir bağ olduğunun da altını çizmek gerek.) Başka bir deyişle sözleşme, taraf ülkelerden, kültürel çeşitliliğin geliştirilmesi yönünde alınacak önlemlerin sosyal ve ekonomik kalkınmanın önünü de açacağının farkında olmalarını ve bu farkındalığı yaygınlaştırmalarını bekliyor.

Türkiye’deki kültürel sektörlerde çeşitliliğin durumu

Türkiye’de müzik, sinema, yayıncılık başta olmak üzere tüm kültürel sektörlerde son yıllarda artan bir tek-tipleşme söz konusu. Ana akım medyada ve dağıtım kanallarında yalnızca belli sanatçıların/üreticilerin belli türlerdeki ürünlerine rastlıyoruz. Oysa Türkiye’de tüm bu alanlarda, tüketici kesiminin büyük bir bölümü tarafından fark edilmeden kaybolup giden çok daha çeşitli üretimler yapılıyor.

Ana akımdaki tek-tipleşmenin en önemli sebebi, kültürel sektörlerdeki ve -medya başta olmak üzere- kültürel sektör ürünlerini tüketiciyle buluşturan aracı sektörlerdeki özel sermaye hakimiyeti. Özel sermayenin ana hedefi olan kar maksimizasyonunu kültürel sektörlerde sağlamanın yolu, günün popüler sanatçılarına ve eserlerine öncelik vermektir. Denenmemiş ya da çok bilinmeyen sanatçı ve eserleri desteklemek, ekonomik anlamda risk oluşturur. Başka bir deyişle, söz konusu sektörler kendi hallerine bırakıldıkları takdirde çeşitliliği gözetmezler. Bu nedenle, kültürel sektörlerde çeşitliliği sağlamak, ancak ana akım mecralardaki çeşitliliğin artmasına yol açacak yasal düzenlemeleri ve alternatif sanat üreticilerinin görünürlüğünü artıracak mekanizmaları kapsayan bir kültür politikası ile mümkün olabilir. KİFAÇ, Türkiye’de böyle bir kültür politikasının oluşturulması yönünde hem bir çerçeve/rehber hem de bağlayıcı bir yasal belge olarak Mart 2017 itibariyle politika yapıcıların önünde duruyor.

Sözleşmenin gerektirdikleri

Sözleşmenin tarafı olunduğu andan itibaren Türkiye’de yapılması gerekenler neler? Öncelikle KİFAÇ’ın içeriği, ne anlam ifade ettiği, Türkiye’de nelere yarayacağı gibi konularda hem kültür sanat dünyasını hem de toplumu bilgilendirmek üzere bir kampanya yürütülmesi gerekiyor. Özellikle sanatçılara, çeşitliliği geliştirmeye yönelik projeleri için Uluslararası Kültürel Çeşitlilik Fonundan yararlanabilecekleri bilgisi aktarılmalı, bu fonla ilgili prosedürün detayları açıklanmalı. UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Kültürel Çeşitlilik İhtisas Komitesi ve Türkiye Kültürel Çeşitlilik Koalisyonu’nun bu konularda üzerine düşeni yapacağını tahmin ediyorum.

İkinci adım olarak, sanatçılar, kültür profesyonelleri, kültür alanında çalışan akademisyenler gibi konuyla ilgili kişilerin görüşleri alınarak yukarıda sözü geçen yasal düzenlemelerin ve destek mekanizmalarının oluşturulması uygun olacaktır. Tüm bunlar yapılırken sözleşmenin tarafı olan diğer ülkelerin iyi ve kötü tecrübelerinden yararlanmak, sözleşmenin Türkiye’deki uygulama süreçlerini kolaylaştıracak ve hızlandıracaktır. Bu bağlamda, sözleşmeye taraf olan her ülkenin hazırlamakla yükümlü olduğu Dört Yıllık Periyodik Raporların incelenmesi, ayrıca UNESCO’nun yıllık toplantılarında alınan kararların takip edilmesi faydalı olacaktır. Özellikle kültür alanındaki dijitalleşmenin, çeşitliliğe dair ne gibi fırsatlar ve tehditler oluşturduğu hem UNESCO’nun hem de taraf ülkelerin gündeminde önemli bir yer teşkil ediyor. Türkiye’de KİFAÇ’a dair sorumluluk alacak olan kişi ve kurumların da bu konu üzerinde durmaları yerinde olur.

KİFAÇ’ın Türkiye’de uygulamada nasıl karşılık bulduğunu görmek ve değerlendirmek için en azından ilk Dört Yıllık Periyodik Raporun yayınlamasını beklemek gerek. Bu aşamada temennim, sözleşmeye dair farkındalığın yaratılması ve yukarıda bahsettiğim düzenlemelerin yapılması için bir an önce somut adımlar atılmasıdır.

*Dr., Kültür Ekonomisti
fundalena@yahoo.com 

Bir Cevap Yazın