Ercan Karakaş – Yine Yeniden Sosyal Demokrasi

karakas

Güney Amerika’nın ve Avrupa’nın birçok ülkesinde sol siyaset, sosyal demokrasi yeniden umut olma yolunda ilerliyor. Kendi tarihsel temel değerlerine ve toplumsal tabanına dönüş yolundaki çalışmalar, sosyal demokrat solu birçok ülkede yeniden iktidar olma konumuna yükseltiyor.

Bu noktaya nasıl gelindi? 2008’de ABD’de başlayan ve bütün Avrupa’yı etkileyen finansal ve ekonomik kriz sonucunda milyonlarca insan işini kaybetti; toplumların geniş kesimi zor duruma düştü. Özünde “radikal neoliberal” politikaların neden olduğu krizin tahribatına rağmen kitleler yeniden sola yönelmedi. Çünkü -başta İngiltere ve Almanya olmak üzere- birçok ülkenin sosyal demokrat partisi kriz öncesi iktidar dönemlerindeki uygulamaları ile çalışan kesimlerin ve orta sınıfların güvenini kaybetmişlerdi. Tony Blair ve Gerhard Schröder’in liberal rüzgardan esinlenerek ileri sürdükleri “3. Yol” politikaları bir kesim sol tabanı sosyal demokrat partilerden uzaklaştırmıştı.

Özellikle de kazanılmış sosyal hakların bu liderlerin başkanlık yaptığı hükümetler eliyle törpülenmesi; işçileri, sendikaları, dar gelirli insanları, emeklileri ayağa kaldırdı. Bu kesimlerin önemli bir bölümü haklı olarak seçimlerde sandığa gitmeyerek partilerini cezalandırdılar. Nitekim Almanya’da 2009 seçimlerine katılım %70’lerde kaldı ve SPD’nin (Almanya Sosyal Demokrat Partisi) oyları tarihinde görülmemiş biçimde %23’e düştü. Diğer Avrupa ülkelerinde de büyük düşüşler yaşandı.

Ancak durum artık değişmeye başladı. Almanya, Fransa, Hollanda, İtalya gibi ülkelerin sosyal demokrat/sol partileri de son 5-6 yıldır boş durmadılar. Hükümetlerinin “3. Yol” politikalarını masaya yatırdılar; yanlışları açıklıkla ortaya koydular. Politikalarını ve örgütsel yapılarını geniş katılımlı tartışmalarla yenilediler. Solun temel değerleri olan özgürlük, eşitlik, dayanışma doğrultusunda gerçekleşen yenilenme sonucunda; bu partiler, yeniden, çalışan kesimlere güven ve topluma umut vermeye başladılar. Fransa’da cumhurbaşkanlığı, Almanya’da eyalet, İngiltere’de yerel yönetim seçimlerinde bunun semeresi görüldü. Diğer ülkelerde de benzer gelişmeler yaşanıyor.

Tüm bunlar; sosyal demokratların, liberal politikalar yerine kendi özgün çizgisini korumasının ve tarihsel temel değerlerine dayalı politikalardan uzaklaşmamasının gerekliliğini bir kez daha göstermiş bulunmaktadır. Çünkü sol partilerde insanları bir araya getiren şey, ortak temel değerler ve ortak siyasi hedeflerdir. Hedef ise, sosyal ve ekonomik açıdan adaletli, hiçbir ayrıcalığa yer vermeyen, herkesin refahtan hakça pay aldığı demokratik, barışçıl bir toplum ve dünya yaratmaktır.

Kısacası günümüzde de sosyal demokrasinin izlemesi gereken yol; özgürlük, eşitlik, dayanışma, demokrasi, barış gibi temel değerleri korumak ama politikaları ve stratejileri -yeni meydan okumalara yeni yanıtlar verebilmek için- sürekli yenilemek olmalıdır.

İçinde bulunduğumuz 2013 yılında sosyal demokrat politikaların yenilenme esaslarını aşağıdaki şekilde sıralayabiliriz:

•Piyasaya eleştirel yaklaşmak; “bırakınız yapsınlar” anlayışına karşı piyasanın hegemonyasını kabul etmemek; piyasa toplumu anlayışına karşı çıkmak;

•İnsani değerleri piyasanın kör güdüsüne bırakmamak;

•Eğitim, sağlık, sosyal güvenlik, kültür hizmetlerinin ve yaşlıların, çocukların, engellilerin desteklenmesini sürdürmek;

•Her alanda kadın-erkek eşitliği için mücadele etmek;

•Neoliberal küreselleşmenin demokratik denetim altına alınmasını ve zenginliklerin adaletli bir biçimde dağıtılmasını savunmak;

•İnsan haklarını güçlendirmek ve katılımcı demokrasiyi derinleştirmek için uğraş vermek;

•Dünya siyasetini uluslararası şirketlerin yönlendirmesine karşı çıkmak; demokratik siyasetin belirleyiciliğini savunmak,

•Yaşamın doğal temeli olan çevreyi korumak; onu tahrip eden teknolojik olgulara karşı çıkmak ve yüksek büyüme hırsını frenlemek;

•Irkçılıkla, yabancı düşmanlığıyla mücadele ve farklı kültürlerin bir arada olmasını zenginlik kabul etmek;

•Tam istihdamı savunmak, açlık ve yoksullukla mücadeleye daha çok kaynak ayırmak; sosyal devleti güçlendirmek,

•Tek kutuplu bir dünya yaratmak isteyen emperyal politikalara karşı çıkmak ve adaletli ve barışçı bir dünyayı savunmak;

•BM, Dünya Bankası, IMF gibi uluslararası kuruluşları demokratik işleyişe kavuşturmak; adaletli bir dünyadan yana olmak,

• “Sosyal Avrupa”dan, “Yurttaşların Demokratik ve Barışçı Avrupa”sından yana olmak;

•Silahsızlanmayı, dünya barışını ve uluslararası dayanışmayı öne çıkarmak.

*Ercan Karakaş, CHP PM Üyesi,
ercan.karakas@hotmail.com

Bir cevap yazın