Ercan Karakaş – Ne Darbe Ne Dikta Tam Demokrasi

23Ülkemizde son aylarda vahim olaylar yaşanıyor. Tüm siyasi partilerin birlikte karşı çıktıkları 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında AKP Hükümeti, darbe girişiminin faillerinin –siyasi ayak dahil- yargı önüne çıkarılmasına yoğunlaşacağı yerde muhalif sesleri, özgür basını susturmaya yönelmiş bulunuyor.

Son haftalarda yaşananlar bunu gösteriyor. Önce 5-6 hafta yeter denilen OHAL üç ay uzatıldı, TBMM devreden çıkarıldı. Ülke, anayasaya ve evrensel hukuka aykırı hükümler içeren KHK’ler ile yönetilmeye başlandı. Anayasa Mahkemesi, durumu düzeltecek yerde, “anayasaya aykırı olan hükümler için yetkimiz yok” dedi.

Saray ve Hükümet, bunun üzerine, demokratik muhalefet ve özgür basın üzerindeki baskı ve yasaklamalarını arttırdı. Önce 15 TV, radyo ve yayın organı yasaklandı. Sonra HDP’nin -eş genel başkanları dahil- 9 milletvekili çeşitli illerde aynı saatte yapılan bir baskınla gözaltına alındı ve tutuklandı. Aynı zamanda ülkemizin en köklü gazetesi olan, laik cumhuriyet ve demokrasi değerlerini savunan Cumhuriyet Gazetesi’ne saldırıldı. Akıllara ziyan bir “FETÖ, teröre yardım ve yataklık” suçlamasıyla 9 yönetici ve yazarı tutuklandı.

Sıra şimdi kimde derken Saray ve Hükümet tarafından CHP Parti Meclisi Bildirisi’ne suç duyurusunda bulunuldu. Yani sıra ana muhalefet partisine geldi.

Bu çılgın adımlar gösteriyor ki, Saray ve AKP artık açık biçimde “çoğunluk diktasını” yaşama geçirmeye çalışıyor. Ancak şunu bilmeliler; 93 yıllık Cumhuriyet’in değerlerini ve çoğulcu demokrasiyi benimseyen yurttaşlar buna geçit vermeyeceklerdir. Demokrasi içerisinde “Bir ağaç gibi hür ve bir orman gibi kardeşçe yaşamayı” savunacaklardır. Yazımı burada sonlandırıyor; Sözü, Cumhuriyet gazetesinin “Gücünüz Yetmez” başlıklı yazısına ve CHP Parti Meclisi’nin bildirisine bırakıyorum.

*Ercan KARAKAŞ
SODEV Onursal Başkanı
ercan.karakas@hotmail.com

Gücünüz Yetmez
(6.11.2016 Cumhuriyet Gazetesi başyazısı)

Cumhuriyet gazetesi neden hedefte?

Yayın ilkelerimizde şunlar yazılı:

“(…) Cumhuriyet yalnız Cumhuriyetin, bilimsel ve yaygın anlatımıyla demokrasinin savunucusudur. Cumhuriyet, demokrasi fikir ve esaslarını yıkmaya çalışan her kuvvete karşı mücadele edecektir. Ülkemizde her anlamıyla gerçek bir demokrasi kurulması için bütün varlığı ile çalışacaktır. Cumhuriyet, Atatürk devrim ve ilkelerinin açtığı aydınlanma yolunda aklın bağnazlıktan, bilimin dinden bağımsızlaşması, laiklik ilkesinin toplumca benimsenmesi için çaba gösterecektir. ‘İnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Bildirgesi’ni demokrasinin evrensel anayasası olarak benimseyen Cumhuriyet, amaçlarına ancak Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığı ve bütünlüğü kapsamında ulaşılacağını temel ilke sayar. (…)”

***

Buradan bir kez daha ilan ediyoruz: Teslim olmayız. Boyun eğmeyiz. Susturamayacaksınız. Ne kadar zulmederseniz zulmedin, okurlarımıza ulaşmamıza engel olamayacaksınız. Sizin gibi karanlık, kirli işlerimiz yok, gazetecilik dışında hiçbir işimiz olmadı. Teröre bulaşmış hiçbir grupla, kişiyle de dolaysız ya da dolaylı ilişkimiz, “iltisakımız” olmadı, olmayacak. Cumhuriyet gazetesini gasp ederseniz, başka bir yol bulur görevimize devam ederiz. Okurlarımız bizi hep yanı başında, ellerinin altında bulacaktır. Bunu engellemeye gücünüz yetmeyecek. Cumhuriyet’in adına, markasına el koysanız bile onun tarihine, ruhuna, bağımsızlık ve özgürlük tutkusuna, saygınlığına ve onuruna sahip olamazsınız. Hodri meydan!..

CHP Parti Meclisi Bildirisi

Ne darbe, ne dikta, yaşasın tam demokrasi…

Cumhuriyet Halk Partisi Parti Meclisi, 6 Kasım 2016 tarihinde olağanüstü gündemli olarak toplanmış ve ülkemizde son dönemde yaşanan gelişmeleri üzüntü ve kaygıyla izleyen tüm yurttaşlarımıza aşağıdaki çağrıyı yapma kararı almıştır:

Türkiye iyi yönetilmemektedir. Ülkemizi 14 yıldır yöneten AKP iktidarı, devlet yönetiminin her kademesine yerleştirdiği FETÖ elemanlarıyla Türkiye’yi bilinçli ve planlı bir şekilde darbe ortamına sürüklemiştir. Halkımız, Gazi Meclis’imiz ve darbeye karşı duran medyanın aldığı ortak tavır sonucunda darbe girişimi başarısız kılınmıştır. Parlamenter rejimimiz Türkiye’nin demokrasi güçleri tarafından başarıyla korunmuştur. Ancak AKP iktidarı 15 Temmuz’da yaşananlardan hiçbir ders almamıştır. Toplumsal uzlaşıyı dışlamış, demokratik, laik, sosyal hukuk devleti ilkeleri ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu değerlerine dönük saldırılarını arttırarak sürdürmüştür. Yargı siyasetin güdümü altına alınmıştır. Gelinen noktada Türkiye, FETÖ ile mücadele bahanesiyle ortaya konan karanlık ve otoriter Saray darbesini yaşamaktadır. Mevcut siyasi durum halkımızın özgürlüğüne ve ülkemizin bekasına yönelik büyük bir tehdit oluşturmaktadır.

Bu kapsamda,

1- FETÖ üyesi olmak suçlamasıyla yargılanan bir savcı tarafından başlatılan Cumhuriyet Gazetesi’ne yönelik hukuksuz ve akıl dışı dava bir an önce sona ermelidir. Bu dava, hükümetin yönlendirmesi ve desteğiyle açılan siyasi bir davadır. Siyasi iktidar yalnızca gazetecilik faaliyetleri nedeniyle Cumhuriyet’le yaşıt ve basınımızın simgesi olan Cumhuriyet Gazetesi’nden adeta öç almaktadır. Basına yönelik her türlü baskıya son verilmelidir. Düşünce, ifade ve haber alma özgürlüğünün kullanılmasını engelleyen tüm baskılar ortadan kaldırılmalıdır. Tutuklu gazetecilerin tamamı serbest bırakılmalıdır.

2- Darbe girişiminde yer alan, destek veren askeri, siyasi ve bürokratik tüm unsurlar en kısa sürede ortaya çıkartılmalı ve hukuk çerçevesinde yargılanmalıdır. Öte yandan, OHAL kapsamında tutuklanan, görevden uzaklaştırılan ve ihraç edilen tüm yurttaşlarımıza adil yargılanma hakkı tanınmalıdır. İnsan haklarına aykırı muamelede bulunan ve buna meşruiyet katan tüm sorumlular yargı önünde hesap vermelidir.

3- AKP, TBMM zemininde ve seçimle gelen temsilciler ile yürütülmesi gereken çözüm sürecini, TBMM’yi hiçe sayarak doğrudan PKK ile pazarlığa girerek yürütmüştür. Ülkemizin karşı karşıya getirildiği terör ve şiddet ortamı, parlamentoyu yok sayan bu yöntemin ne kadar yanlış olduğunu kanıtlamıştır. Aynı hatayı tekrarlayan AKP, bugün de Meclis’teki milletvekillerini tutuklatarak teröre hizmet etmektedir. Hukuki süreçler tamamlanıp hüküm kesinleşmeden milletvekillerinin tutuklanması anayasaya ve Anayasa Mahkemesi’nin içtihatlarına aykırıdır. Bu hukuk dışı uygulamaya son verilmelidir.

4- Otoriter rejim; yurttaşların ifade, toplantı, örgütlenme ve girişim özgürlüklerini kısıtlamakta, tüm toplum kesimlerini yoğun bir baskı altına almaktadır. Okullara, üniversitelere, emekçilere, kadınlara, sivil toplum kuruluşlarına, iş dünyasına ve yurttaşlarımızın can güvenliğine yönelik tehditler, saldırılar, baskılar derhal son bulmalıdır.

FETÖ, PKK ve IŞİD terör örgütlerine yardım ve yataklık eden Saray ve AKP yöneticileri, demokrasimize ve ülkemizin bekasına yönelik en büyük tehdittir. Bu tehdit yurttaşlarımıza demokratik direnme hakkını da vermektedir. Demokrasimize, birliğimize, huzur ve barış ortamına karşı yapılan bu tehdidi önlemek için yapılması gerekenler bellidir. Vatanını seven, demokrasiye inanan, temel ve hak ve özgürlükleri savunan her yurttaşımız Cumhuriyetimize yönelen bu büyük tehdidi bertaraf etmek için bir araya gelmelidir. CHP bu yaşamsal özgürlük, demokrasi, birlik ve bağımsızlık hareketinin öncülüğünü yapmaya hazırdır. Hiçbir yurttaşımızın kuşkusu olmasın ki CHP bu mücadelenin bütün gereklerini yerine getirecektir.

Diktatörlük kurma çabaları, çok geçmeden özgürlük, hukuk ve demokrasi sevdalısı halkımızın iradesi tarafından yenilgiye uğratılacaktır. Türkiye’yi uçuruma sürükleyenler mutlaka yargıya hesap verecektir.

Ne darbe, ne dikta, yaşasın tam demokrasi…

Güven ve umut, karanlık ve korkuyu yenecektir.

Türkiye Cumhuriyeti, daima ileriye gidecektir.

Türkiye’yi böldürmeyeceğiz, Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyeti sonsuza kadar yaşatacağız.

Vatansever halkımıza saygıyla duyurulur…

Bir cevap yazın