Emre Özdemir – Milenyum Gençliği Ne İstiyor?

Emre Özdemir_fotoğrafToplumcu Düşünce Enstitüsü (TDE) olarak üyesi olduğumuz Brüksel merkezli Avrupa İlerici Çalışmalar Vakfı’nın (Foundation for European Progressive Studies – FEPS) şu ana kadar 15’i Avrupa’dan 28 ülkede yerel ortaklarıyla gerçekleştirdiği ve halen devam “Milenyum Diyalogu” projesinin Türkiye sonuçlarını 12 Şubat’ta gerçekleştirdiğimiz panelle kamuoyu ile paylaştık.

Gençliğin siyasete bakışını, siyasete katılımında karşılaştığı engelleri ve siyasetten beklentilerini ölçmeyi amaçlayan bu proje/araştırma kapsamında 15-34 yaş arasında yaş, coğrafi bölge, hane halkı geliri ve eğitim seviyesi açısından Türkiye genelini temsil eden 1.137 genç ile Aralık ayında anket çalışması gerçekleştirildi. Bununla birlikte aynı yaş grubundaki 40 genç ile de “online” panel tartışmaları yoluyla Türkiye’de gençlerin karşılaştığı sorunlar tartışıldı.

Son derece önemli bulguların yer aldığı araştırmanın belki de en çarpıcı sonucu, ülkemiz gençlerinin %24’ünün siyasetle “çok ilgilendiğini” belirtmesidir. Zira bu sonuç, araştırmanın yapıldığı diğer ülkelerle kıyaslandığında en yüksek orandır. Türkiye’yi %20 ile Almanya takip ederken, İngiltere’de bu oran %17, ABD’de %16 ve sonuncu Macaristan’da ise sadece %6 olmuştur. Ankete katılanların %38’i ise siyasete “oldukça ilgili” olduklarını belirtmişlerdir. Böylelikle her üç gencimizden neredeyse ikisinin siyasete ilgi duyduğunun rakamlarla ispatı “1980 sonrası kuşağın apolitik olduğu” varsayımını çürüten önemli bir bulgudur. Gezi süreci de zaten bunun önemli bir göstergesi olmuştur.

Bu sonuç ayrıca bir konuyu da netleştirmiştir: Gençliğin siyasete katılımını “bayrak asan, alkış tutan yığınlar” olarak görmeye çalışan günümüz siyaset anlayışı, aslı olmayan gençliğin siyasete ilgisiz olduğu savıyla gençliğin dinamizmini yok sayarak -deyim yerindeyse- onu ekarte etmeye çalışmaktadır. Bu durum da zaten gençliğin siyasete aktif katılımının önündeki en büyük engel olarak durmaktadır.

Gençlik ve özgürlük

Araştırmanın bir diğer önemli bulgusu “özgürlük arayışı”dır. Araştırmaya katılanlara “aşağıdaki konuların sizin için önem sırası nedir?” diye sorulduğunda; ikinci sıradaki sağlıklı olmanın, üçüncü sıradaki mutlu olmanın, dördüncü sıradaki başarılı olmanın önünde birinci sırada “istediğini söyleyip yapma özgürlüğüne sahip olma” gelmiştir… Gençlerimizin toplumsal konulara duyarlılığının bir göstergesi olarak “toplumda eşitlik olması” beşinci sırada yer almış, onu para kazanmak, başkalarına yardım etmek, aileyle vakit geçirmek, topluma katkıda bulunmak ve toplumun genel refahı izlemiştir. Neticede bireysel ve toplumsal hassasiyetlerin birlikte sıralandığı bu sonuçlar “milenyum kuşağı”nın kendine özgü şu bakış açısını yansıtmaktadır: Topluma faydalı olma saikiyle hareket ederken bireysel çıkarlarını da gözardı etmeyen bir denge, bir karma anlayış…

Araştırmaya katılan gençlerin çoğunluğu her ne kadar siyasete ilgilerini ifade etmiş olsalar da %40’ı kendi kuşağının, ebeveynlerinin veya onların ebeveynlerinin kuşaklarına kıyasla siyasetle daha az ilgilendiğini düşünmektedir. Online panel katılımcısı bir genç bu durumu şöyle ifade ediyor: “Siyasetle ilgilenirsek ebeveynlerimiz başımıza kötü bir iş gelebileceğinden korkuyor. Aileler de bu nedenle çocuklarını mümkün olduğunca siyasetten uzak tutmaya çalışıyor. Ayrıca bizim ülkemizde iktidarda olan partiden başka bir partiyi tutan kişiler düşüncelerini rahatça söyleyemiyor, sosyal medyada rahatça görüşlerini ifade edemiyor; çünkü hükümet aleyhinde konuşmaları durumunda işsiz kalacaklarından korkuyorlar…” Online tartışmaya katılan gençler arasında sosyal medyada görüşlerini paylaştıklarında yasal takip yoluyla bunun kendilerine karşı kullanılacağını ve bunun da kariyerini olumsuz etkileyeceğini düşünen gençlerin sayısı ise azımsanmayacak derecededir.

Bir diğer panel katılımcısı ise gelecekle ilgili belirsizliğin ve korkunun gençlerin siyasete katılımının önünde önemli bir engel oluşunu şu sözlerle ifade ediyor: “Genç nesil hayat mücadelesinde; çok düşük maaşlarla iş bulabiliyorlar ve çok uzun saatler boyunca çalışıyorlar. Siyasetle ilgilenmek için yeterli zamanları yok. Siyasetle ilgilenmek için yeterli paraları yok…”

Siyasetçilere bakış ve oy verme eğilimi

Milenyum kuşağına dahil Türk gençlerinin siyasetçilere bakış açısı da, ilginç ama sürprizli olmayan sonuçlar içermekte. Araştırmaya katılanların %78’i siyasetçilerin çoğunun gençlerin düşüncelerini dikkate almadığını düşünürken, %73’ü çoğunun gençlerden çok daha yaşlı kişilerle ilgilendiğini belirtmekte. Ayrıca gençlerin %63’ü siyasetçilerin gençleri kontrol etmek ve kısıtlamak istediğini söylerken, sadece %43’ü siyasetçilerin gençler için mümkün olan en iyi geleceği istediğini düşünmekte.

Araştırmanın sonucuna göre gençlerin siyasetçilerle ilgili en temel sorunu ise güvensizlik. Siyasetçilere güvenmemek, oy vermek istememenin birinci nedeni olarak gösterilirken; bir milletvekili için önemli nitelikler sıralamasında güvenilirlik %97 ile birinci, yolsuzluğa karşı durmak ise % 96 ile ikinci sırada yer almıştır. Ayrıca gençlerin %36’sı Türkiye’de seçimlerin adil bir şekilde yapılmadığına inanmaktadır.

Araştırmaya katılan gençlerin oy verme eğilimlerinde en önemli etkenin parti lideri olması, araştırmanın bir başka bulgusudur. Oy kararında %90 ile parti liderleri hakkında bilinenler etkili olurken, onu %86 ile yerel adaylar hakkında bilinenler izlemektedir. Bir siyasi adayla görüşmenin oyu etkileme durumu ise %73 olarak belirtilmiştir. Yukarıda bahsettiğimiz siyasetçilerde aranan “güven” özelliği bu sonuçla birleştirildiğinde “güvenilir ve söylediklerinde inandırıcı olan parti lideri” gençlerin en önemli oy verme motivasyonudur.

Diğer bulgular

İlginç sonuçlardan birisi de, gençlerin ne olmak istedikleri sorusuna verdikleri yanıttır. Gençlerimiz birinci sırada %25 ile araştırmacı/bilim insanı olmak isterken, onu %14 ile şirket sahibi, %11 ile akademisyen ve yine aynı oranla sporcu olmayı istemek izlemiştir. Araştırmanın gerçekleştiği dönemde Nobel Kimya Ödülü alan Aziz Sancar’ın bu sonuçta etkili olduğunu düşünmekle beraber; kendisinin bir “rol model” olarak görülmesi sevindiricidir. Gençlerimiz, kolayca para ve üne kavuşan bir kişi yerine dar gelirli bir aileden gelerek, devlet okullarında okuyarak ve çok çalışarak uluslararası çapta başarıya ulaşmış bir bilim insanını örnek almışlardır.

Gençlere bu anket kapsamında yarın seçim olsa kime oy verecekleri de sorulmuştur. Buradaki önemli bulgu, kararsızların %26 ile önemli bir oranı teşkil etmeleridir. Bu sonuç ise gençlik odaklı, yapıcı ve kararlı politikaların siyasi partilere getirisinin ne olabileceği konusunda fikir vermektedir.

Gençlerimiz kamu harcamalarında önceliğin sırasıyla eğitim, sağlık, bilim ve teknoloji, enerji, yoksulluk, istihdam yaratma, savunma, ticari yenilik ve beceriler, konut, acil hizmetler (hapishaneler, adalet vb.), çevre, emeklilik hizmetleri, gelir desteği ve konut yardımlarına olması gerektiğini belirtmiştir.

Ankete katılanların %83’ü cinsiyet eşitliğinin ve toplumdaki cinsel yönelimin önemine inanırken, geçmiş araştırmalara göre yükseliş göstererek %64’ü Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üye olmasınının yararlı olacağına inanmakta ve %66’sı Türkiye’nin NATO üyesi olmasının Türkiye’ye fayda sağladığı görüşünü paylaşmaktadır.

Bu araştıma bize özetle şu mesajları vermektedir:

– Gençler yeni bir siyaset anlayışı benimsemekte ve kendi düsturlarıyla alternatif siyasi katılım yöntemleri belirlemektedir;

– Her ne kadar ana siyaset bu taleplere kulağını tıkasa da, hatta gençlerin katılımını kasten “sembolik” düzeyde tutmak istese de dipten önemli bir dalga gelmektedir;

– Bunu doğru okuyan mevcut ya da gelişebilecek siyasi hareketler bu dalgadan beslenerek kendini olumlu manada geliştirme imkanına sahiptir.

*Emre ÖZDEMİR
TDE Yönetim Kurulu Üyesi, Genel Sekreter
emre@emreozdemir.net

Bir cevap yazın