CHP

Korel GÖYMEN – Sosyal Demokrat Bir Yerel Siyasetin İlkeleri Üzerine

Şunu da hatırlatayım: İşimizi zorlaştıran başka bir faktör daha var. Bugün dünyada herkes başkalarının ne yaptığını görüyor. Dolayısıyla sosyal demokrasi adına bir kentte eylemde bulunan, belirli projeler uygulayan, bunları başarılı olarak gören 3 bin-5 bin kilometre ötedeki başka bir ülkenin siyasal partisi veya belediye başkanı çok rahatlıkla bunu alıp kendi koşullarına uyarlamaya çalışabiliyor. Teknik deyimiyle biz ona “Politika ithali” diyoruz veya “Politikaların ödünç alınması” diyoruz. Bu, ülkeler arasında, kentler arasında olabildiği gibi, aynı ülke içinde de oluyor. Hemen örnek vereyim. Bugünkü iktidar, uyguladığı ve uygulamak istediği bütün projelerin bir ilk olduğunu savunuyor. İki şeye bağlayabiliriz bunu; çarpıtma veya cehalete bağlayabiliriz. Çünkü sosyal demokrat partilerin, CHP olsun, SODEP olsun, SHP olsun, hatta kendini sosyal demokrat olarak nitelendiren diğer partiler olsun, onların uygulamaları oldukça geriye kadar gidiyor. Yani bugün İstanbul’da ilk defa uygulandığı söylenen öncelikli yol, metro, yaya bölgeleri ve yaya bölgelerinin ilk defa yapıldığı iddia olunuyor. Sizler, bu salonu dolduranlar, özellikle Murat Karayalçın, bunun nerelerde başladığını, nerelerde uygulandığını çok iyi hatırlayacaklar. Bugün emir verilerek fiyatlar indirilmeye çalışılıyor; ama sosyal demokrat Arsenal’de tanzim satış mağazaları var, kooperatifler var, tüketici kooperatifleri var. Demek ki, emir ve kumandayla fiyatları indirmek pek başarılı olmuyor; ama başarılı örnekleri var, sosyal demokrat örnekleri var. [...]

Mustafa DOĞAN – Sosyal Demokrat Yerel Yönetim

Ülkemizdeki belediyecilik tarihinde ilk defa sosyal devlet nitelikli kamu hizmetleri, 1970’li yıllarda Cumhuriyet Halk Partili belediye başkanları tarafından gerçekleştirilmiştir. 1970’li yılların insan öncelikli hizmetleri, defter kitap dağıtan; ekmek fabrikası, süt fabrikası kuran; tanzim satışları yapan; mahalle danışma merkezleri, mahalle kalkınma kooperatifleri ve mahalle güzelleştirme dernekleri kuran; gençlik örgütleri, kadın sığınma evleri oluşturan sosyal demokrat belediyecilik örneklerini Cumhuriyet Halk Partili belediyeler gerçekleştirmişlerdir. Bu süreçte, başta emekçi kesimler olmak üzere, toplumun diğer sosyal kesimleriyle, ağırlıklı olarak yerel yönetimler üzerinden güven ve sempati oluşturan Cumhuriyet Halk Partisi, iktidarın en güçlü seçeneği konumuna gelmiştir. Bu hızlı yükselişin yolu 1980 askeri darbesiyle kapatılmıştır. [...]

Mehmet Şakir ÖRS – İzmir Yerel Yönetim Okulu (İZYO) Deneyimi ve Geçmişten Günümüze Aktarılan Dersler

Her seçim öncesi dönemde siyasal eğitim konusu öne çıkar. Özellikle de yerel seçimlerde… Ama çoğunlukla bu ihtiyaç, aceleye getirilip göstermelik etkinliklerle geçiştirilir. Oysa seçim takvimi ve zamanlaması çok önceden bellidir. Bu konu, sol ve sosyal demokrat partilerde yaşamsal derecede önem taşır. 31 Mart 2019 yerel seçimleri ile ilgili hazırlıklar, çalışmalar yoğunlaşırken; yıllar önce yaşadığımız örnek bir deneyimi aktarmanın, anlamlı ve yararlı olacağını düşünüyoruz. [...]

Tunç SOYER – Sosyal Demokrasi 4.0: Yeni Kentsel Gündem

Sosyal Demokrasi 4.0, kentsel paradigmayı değiştirme iddiasındadır; çünkü kent yönetimi sadece ‘hizmet’ değil, ‘kamu politikaları’ da üretebilmeyi gerektirir. Bu bakımdan, ekonomi, kültür, sağlık, tarım, enerji ve istihdam gibi alanlarda hazırlanacak ‘yerel vizyon ve politika belgeleri’, sosyal demokrat kentlerin işleyişini, dinamiklerini ve beklentilerini kavramaya imkan tanıyacaktır. Bu belgeler, sosyal demokrat belediyelerin kendi aralarındaki benzerlik ve farklılıklarını da ortaya çıkartıp, kentler arası ortaklık ve işbirliğinin de kapılarını aralayacak; fakat daha önemlisi bu belgelerin karar alıcılara iletilmesiyle ‘merkez-yerel ilişkisinin daha gerçekçi bir hukuki zemine’ oturtulmasına fırsat verecektir. Sosyal Demokrasi 4.0, kentsel paradigmayı değiştirme iddiasını işte bu alanda kurgulamaktadır. [...]

Zeynep ALTIOK AKATLI – Görünmez Kentler

Çağdaş belediyecilik tanımı yaparken biraz da buradan bakmak gerek. Belki de o kentin sakinlerine kendi istek ve talepleri doğrultusunda hizmet sunan, onları mutlu edecek somut ve soyut yaşamsal zenginlik ve olanaklar sunan bir hizmet biçimi, mutluluk vaadi olmalı yerel yönetimler. Kenti, dolayısıyla da kentlinin geçmiş ve geleceğini koruyup iyileştiren bir anlayış aynı zamanda sosyal bir bilinç ve kolektif bir hak talebi getirecektir. Bugün en çok ihtiyacımız olan farkındalık, eğitim, bilinç ve dönüşüme olanak tanıyacak kişisel ve bireysel yolculuklar için sunulacak çeşitliliği, deneyim ve alışkanlık ile vücut bulan zenginlikler sağlamak esasına dayalı bir yönetim. Duyan, gören, dinleyen ve kendisini yönetici değil ev sahibi olarak gören bir anlayış mutlu bireyler demektir. Nitekim İnsani Gelişme Vakfı’nın raporuna göre insanların en iyi yaşadığı, en iyi hizmeti aldığı yani insani gelişmenin en yüksek olduğu 30 ilçe belediyesinden 19’u sosyal demokrat anlaşıyla yönetilen CHP belediyeleri. Listeye bu sene giren 14 belediyenin 9’u yine CHP’si belediyesi olarak karşımıza çıkıyor. Belediyelerin yönetişim, saydamlık, sosyal kapsama, sosyal yaşam ve çevresel performans kriterlerinin yüksek olduğu bu kentlerde mutluluk oranı da buna paralel olarak yüksek. [...]

A. Babür ATİLA – Hemşerim Memleket Nire?

Bunun istisnası yok mu? Var tabii ki. Bir ülkede güçlü, ses getiren, içerisinde siyasi partileri, sendikaları, siyasi dernekleri, vakıfları bulunduran bir muhalefet hareketi mevcutsa, o seçimlerin meşruluğu üzerine bir tartışma yürütmek için mevcut zemin ve yeterli veri de varsa, işte o zaman bu boykot, yapısal anlamda siyaseti belirler, netice alır. Çünkü o zaman bu boykotun esas amacı, nihilist bir protestodan öte, “oy verme” hakkının sağlıklı olarak kullanılması yönünde bir eylem olarak ortaya konur. Yoksa, bizde olduğu gibi, mühürsüz oyların geçerli kabul edilmesini “Bu seçimler asla meşru değildir” diyerek protesto edip akabinde o seçimin meşru olduğunun en büyük kabulü olan “namus ve şeref” ile süslenen milletvekilliğine geçiş yeminini kürsüde okumak suretiyle toplumsal muhalefetin liderliğinin üstlenilebileceğini sanmak, halüsinasyonlarla süslü bir müsamereden öteye bir şey ifade etmemektedir. [...]