BARIŞ VE DEMOKRASİ EMEKÇİSİ OSMAN ÖZGÜVEN

MUHİTTİN ÜSTÜNDAĞ*

Osman Özgüven, her yıl Dünya Barış Günü olan 1 Eylül’de düzenlediği “Dikili Barış ve Demokrasi Festivali”nin bu yılki konuşmasında da  “Yine binlerce insan kin, nefret ve vahşet üçgeninde canlarını yitiriyor. Yine insanlığın ortak zenginlikleri yok ediliyor, yıkıma uğratılıyor. Bir avuç egemen ve silah tüccarı dışında savaşların kazananı yok. Barışa en çok ihtiyacımız olan günleri yaşıyoruz. İşte bu nedenle biz, savaşların sonuçları olan acı ve yıkımların tekrarlanmaması için, savaşsız, sömürüsüz güzel günler için, ülkemizde, sınırlarımızda ve dünyada barış isteğimizi haykırmak için bir araya geliyoruz….” açıklamasıyla barışın ve kardeşliğin savunucusu oldu.

Türkiye’de “Sosyal Belediyecilik” konusu gündeme geldiğinde ilk akla gelen – Barış ve demokrasi sevdalısı- Dikili Belediye Başkanı Osman Özgüven ile diğer 10 belediye çalışanı arkadaşının mahkûmiyet kararlarını Yargıtay’ın “düzelterek onadığı” bilgisini basın aracılığıyla öğrendik.

Siyasal karar mı, adil yargı mı?

Siyasal gücün sağladığı her fırsat değerlendirilip yandaş medya işbirliğiyle -ve bu arada yargıyı da kullanarak- haksızlığa direnen Osman Özgüven ve onun gibileri itibarsızlaştırma çabaları sürdürülmektedir.

Başkan hakkında çıkan ilk haberler “İhaleye fesat karıştırmak” suçundan ceza aldığını göstermektedir. Haberi biraz daha ayrıntılı ele alanlar ise “garaj ihalesi” ve “araç ihalesi” davalarının her birinden başkan ve arkadaşlarının 4 yıl 2’şer ay ceza aldığını açıklamaktadır. Ancak kasten yapılan bir takım haber ve açıklamalar siyasetin kirli yüzüne hizmetin devamı niteliğindedir. Bu nedenle, yargılama sürecinde müdafileri olduğum Dikili Belediye Başkanı Osman Özgüven ve arkadaşlarının yargılama sürecinde yaşadıklarını açıklamak zorunlu hale gelmiştir.

Osman Özgüven ve arkadaşları, belediye mülkü olan ve satılmasına karar verilen eski garaj yerinin ihalesinde tek alıcı olan şirkete satış yapmıştır. Anonim şirket olan alıcının ihale tarihinde henüz kuruluş işlemleri tamamlanmadığından, “olmayan şirkete ihale yapmakla” suçlanmışlar ve ceza almışlardır. Oysa Türk Ticaret Yasası’nın anonim şirketlerle ilgi 301. maddesi, “kuruluş aşamasındaki şirket namına yönetim kurulu başkanının yaptığı işler kuruluştan itibaren 3 aylık sürede şirket tarafından kabul edilirse bu işlerden şirketin sorumlu olacağı” hükmünü içermektedir. İhaleye katılan şirket de ihaleden hemen sonra ilan ve tescil edilerek kurulmuştur. Şirket yönetim kurulu da ihaleyi kabul etmiştir. Olmayan bir şirket söz konusu değildir. Ancak yargılama sürecinde Osman Özgüven ve arkadaşlarının lehine olan “Ticaret Yasası hükmü” yok sayılıp, “Ceza Yasası hükmü” uygulanarak cezalandırılmışlardır. Osman Özgüven ve arkadaşlarının bu yasal hakkı, Yargıtay’da da hükmün onanmasıyla adeta gaspedilmiştir.

Devletten 15 bin nüfuslu Dikili için alınan ödenekle yazın 150 bini aşan nüfusa hizmet sunulması zorunludur. Yaz sıcağında kamusal hizmetin yürütülmesinde mezbahada kullanılan soğutuculu et nakil aracı, vatandaşın cenazesinin defnedilmesinde cenaze aracı ve özellikle okul dönemlerinde köylerdeki öğrencilerin okul servis aracı ihtiyacı doğmuştur. Belediyenin kamusal hizmetlerinde kullanılmak üzere bu araçlar Dikili Belediyesinin %96 payla ortağı olduğu “Dikili Jeotermal AŞ” tarafından banka kredisiyle satın alınmıştır. Bu araçlar -ilk günden itibaren- belediye tarafından kiralanıp kullanılmıştır. Söz konusu araçların borçları ödenmekle belediyeye devredilmelerinde bir engel kalmadığından araç alım ihalesi yapılarak satın alınmıştır. Araç alım ihalesine sadece “Dikili Jeotermal AŞ” katılmıştır. Esasen bu şirket de % 96 payı Dikili Belediyesi’ne ait olmakla “kamu kurumu” niteliğinde sayılmalıdır. Ancak ihale sırasında bu şirketin -SSK prim borçları nedeniyle- ihale yasaklısı olduğu ve bu nedenle ihaleye alınmaması gerektiğinden bahisle Osman Özgüven ve arkadaşları bu davada da Ceza Yasası’nın aynı hükmü uygulanarak cezalandırılmışlardır. Oysa kamu kurumu niteliğindeki şirketler hakkında ihale yasağını gerektiren bu koşul uygulanmayabilir. Ancak Osman Özgüven ve arkadaşları bakımından bu istisnai durum da lehlerine yorumlanmamıştır. Osman Özgüven ve arkadaşları hakkında tertip olunan cezaların içeriği budur.

Çıkar sağlamadan oluşan biçimsel suç

İhaleye Fesat Karıştırma suçunun oluşması için mutlaka hileli davranışlarda bulunmak gerekmektedir. Osman Özgüven ve arkadaşlarının, söz konusu ihalelerde hiçbir hileli davranışı bulunmamaktadır. Bu suçun bir diğer unsuru da yararlanma veya yararlandırma ile üçüncü bir kişiye veya kamuya zarar verilmesidir. Yargılamanın yapıldığı her iki dava dosyasında da bunların hiç biri söz konusu değildir.

Bu davada mahkûm edilmeye çalışılan, Osman Özgüven ve arkadaşları değildir. Halkına; 10 tona kadar suyu bedava, 75 kuruş olan ekmeği 25 kuruşa veren, Belediye’nin son derece kısıtlı olanaklarıyla jeotermal enerjiyi yaşama geçirip Dikili’de -başta kamu binaları olmak üzere- pek çok yapıda kullanımını sağlayan emektir; köy okullarından öğrenci taşınmasıdır; yoksul hemşerilerine sosyal katkı sunulmasıdır. Özetle Osman Özgüven’in barış ve demokrasi sevdası ile sosyal belediyecilik anlayışıdır.

Yasama organına; tüm siyasi parti ve bağımsız milletvekillerine bir kez daha seslenmek ihtiyacındayım. Yasa yapıcıları bu konuda daha duyarlı olmaya davet ediyorum. Bu ve benzeri uygulamalarla en iyi yasanın en kötü yasa olabildiğini anlatmaya çabalıyorum. Ortada hile, tek kuruş kamu zararı, tek kuruş yararlanma, tek kuruş yararlandırma yok iken Osman Özgüven ve arkadaşları,  halka verdikleri hizmetin karşılığını ihaleye fesat karıştırdıkları gerekçesi ile toplamda 8 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırılarak gördüler. Yasal düzenlemelerin tekrar gözden geçirilmesi, bu “şekli suç”un özellikle hiçbir kastı içermeyen uygulamalar yönünden tekrar düzenlenmesi gerekir. Kamu kurumlarının ya da kamu kurumu niteliği taşıyanların da ihale yasaklısı sayılmamaları gerekir.

 

*Muhittin Üsündağ, Avukat, avmustundag@yahoo.com.tr

Tekrar içindekiler sayfasına dönmek için tıklayınız

Bir cevap yazın